...

Şiir dediğin nedir ki? İki anın aynı mısrada öpüşmesi...


Brokoli

Pazartesi, Kasım 10, 2014

Adam ve Kadın 20.09.2014'den kalanlar (Aşık Atışması 4)

Adam:
ıhlamurdan kopan, dökülen dillerini özledim
kayıp günlerin sonuncusuydu sanki
şişesi köşede, sohbeti baş tacı
hissetmek yeterince güzeldi, ayaklarının sıcaklığını belimde

Kadın:
sol kolumda tik taklarken saatim
sol yanımda atmıyor kalbim
özledikçe yalnızlığımı
 dökülen yapraklarıma kızıyorum

Adam:
hatunların en zarifiyle öpüşmeye hazırlanırcasına
sildim dudaklarımın kıyısındaki eski beni
tadını biliyordum, acıydı yeterince
o acıyı, aktaramazdım.
haketmeyen hatun zarif'e

Kadın:
bitmiş bir kadeh kadar acı
özlem dolu neşeli günlere
hasretine sürgün günlerce
aktaramazsın uğraşma boşuna
hissizliğin en kıyısına gömdüğün hisleri

Adam:
üç zayıf noktam vardı o gece
biri oydu
takibinde digeri ve öbürü de oydu
kargaların en kötü haberi vereni geldi
saat sona tiktaklaşıyordu
karga, yelkovanı oydu
akrebi sag bıraktı.
öyle bir geceydi ki, belki an gelecek, akrep kendini sokacaktı

Kadın:
gezdimse acımadan en zayıf noktalarını
sevdiğimden kanırtmayı ve kanatmayı
biliyorum en kötü yaraların iyileşmeyecek acıtmadan
en kart seslisi kargaların benim olsun bana gelsin sesi
ağırlığı altında ezilirim
yine de vermem kötüsünü haberin

Adam:
esnetirken saatler yorgun ruhunu
henüz bulunmuş bir kayıbın tazeliginde
saçını kaşıyış sesini özleyeceğim belki döndüğümde
sızıp kalmış vakur bedenimle
yahut özlemin uyutmadığı halsiz adem olarak
unutmayacağım

Kadın:
ağır ağır yükselecek duyguların bilirim
belki nefretin belki hüznün galip gelecek
ama ben yine yalnızlığı seçeceğim
bir saç teline hasret uykularımdan
kim bilir hangi kabusları göreceğim

Adam:
bir kemik var yüzünde, bana ait sanki
bana gören, beni gelen, bana seven
içinde saklananı belli olmayan karanlıklardan yükselen nağmeleri boşver
konuşanı sustur, çalanı durdur, çalışanı kapat
sol köprücük kemiğinin altına kulak ver

Kadın:
durmuyor ki nağmeleri sol yanımın
sevdiğim benim al da notalarımı
bir kez olsun rahat edeyim
al dizelerimi bir kez olsun düşünebileyim
ne ben olurum nağmesiz
ne de sen seversin beni ne nağmesiz ne dizesiz

Adam:
avuçlarımın arasındakine iyi bak
gözlerini iyi kapat geceleri
arasına sakladığım yıldızlar açmasın uykunu
iki parmağının arasından
kayıp düşüşü gibi
en yüksek kara parçasından
ap ağır bir kuş tüyünün
saatin bolluğundan ferini yitirmiş
ahşap sıcak bir aydınlık gibiydi
içimdeki sen

Kadın:
sen sakla saçlarıma yıldızlarını
geceler boyu uykumu hediye et
kendinden al, bana ver gecelerini
ağıtlarım yankılanır sessiz odalarımda
sert bir acı kırılır, sokaklarda sesi duyulur saklayamazsın
şimdi sen sakla yıldızlarını, ben bulamam
çünkü biter ya birgün o yıldızlar
onların bitmesine dayanamam

Adam:
yazasımız vardı bu gece
en yoğununu, başkalarının gözünde
en tutkulusunu
dudaklarının dokunası gelmişti dizelerime
yer yer ıslak, yer yer sıcak, yer yer bir intihar cesaretiyle
dokunası gelmişti

Kadın:
yazdık lakin bitmedi dizeleri
ne sen sona gelebilirsin ne de ben
aldatırcasına en saçma hayallerim
inkar edemiyorum gecelerimi
bir ağır ya bu gece duygularım
duyduğun duymadığın yalanlarım
söylemem utanırım günahlarımı
sen affet ben yine yaparım
kırpıştırırken kirpiklerini zaman
ölüm yine kop koyu bir gerçek şu an

Adam:
dizemin kulakları sağır
heceleri ruhsuz,
bademcikleri yeni alınmışcasına soğuğuna muhtaç ellerinin
ve küçük bir hanım efendi edasıyla
küçük yeşil duvarlarını haşırdatarak tanıdı hayatını
öyle özledi ki onu , bindiği salıncağı sallarken
tekrar dokunsun sırtına diye elleri
hep geriye gitmek istedi

Kadın:
onsuz da olmuyor işte bak
zamanın, bir yanı aksak zamanın
ilerliyor da tekliyor
sen hiç sallandın mı
kop koyu gözlerinde insanların
özlemiyle yanarsa bir, bir dizelerim
anlatırsan hiç yaşanmamış olayları
o zaman inanacak bana boş suretler
dışı dolu içi kof bilmişler
bilsem şu dakika terketmeyi tek düzeliğini hayatın
dizelerimi de alır yolun dışına çıkarım




Çarşamba, Kasım 05, 2014

Kış

dalga dalga yayılır yalnızlık
hisler paylaştıkça çoğalır
öncesi bir boşluk
sonrası kavurucu bir ateş

ah saçları dolanır boynuma
yağlı urganım olur kurtulamam
rüzgarları dolar içime
hangi penceremi kapatsam ısınamam

darağacımın cılız neşesi
daha eğilmemiş tazeliği
içimi ısıtır ya yaşamın kiri
ben yine kendimi temiz sayarım

bulutlarım ufkumda kayboluyor
yazık ki ağlayanım olmayacak
alkışları çınlıyor kavakların
belli ki bu kış sert vuracak