...

Şiir dediğin nedir ki? İki anın aynı mısrada öpüşmesi...


Brokoli

Salı, Aralık 27, 2016

Normal

şimdi o mana yüklü şarkıları dinleyip üzülme vakti değil
biliyorum ne çok sevdiğini beni
yine aynı dili konuşsak da anlaşamadık
kırmak kolay anlaşmak biraz zorlayıcı

senden sonra diye bir şey yok sevgilim
odalara sinen kokun var
yüzündeki çizgi var
dilimin ucundaki adın var

saklambaç oynamak da neydi
ne zamandan beri yüzüme yüz çevirmek normalleşti
her hücresi çığlık çığlığa bedenim
senin kulakların sağır

anlatamayarak geçiyor dakikalar
sabır inanç azalıyor
göğsümün sol yanı acıyor
beni mi anıyorsun


Cuma, Eylül 23, 2016

23.09

Yeri yok mu ellerimin teninde
Oysa ne güzeldi sabahları hayatımızın
Onarmayacak mı öperek dudaklarımı dudakların
İçmeyecek misin saatlerini ömrümün

İtinayla bıraktığım kokumu özlemeyecek mi
Aklının bir köşesi yahut kalbinin kırık kenarı
Giyemeyecek miyim paylaşarak nefesin ve nefsini
En güzel giysim yanında çıplaklığımı

Ekseriya yanında taşıdığın o kağıt parçası
Belki benden değildi ama bilirim kıymetliydi
Onu bile sevmeyi öğrenmiştim
Ardısıra eskilerin kartvizitleri

Akılsız aklım düşünememişti
Farkedememişti yaptığı hataları
Hiç birşey yolunda değilken
Sana şükretmekle meşguldü

Tam da o kara ve koyu andayız
Benim hatalarımla pişmanlığa boğulduğum
Senin benim ne denli luzumsuz olduğumu anladığın
Küfürler edeceğim o tatsız andayız

İşte tam da mısraların paragraflara
Paragrafların sayfalara döndüğü
Dönse de bir anlam ifade etmediği
O kahpe andayız sevdiğim

Sana artık sevdiğim diyeceğim sevgilin olamadığımdan
Akılsızlığımın kirinden bir hediye lisanıma
Yine de gelmeye çalışacağım rüyalarına
İki vesayit dudaklarına aramızda duvarlar olsa da


Cumartesi, Ağustos 13, 2016

12.08

Seninle içemediğimiz kadehleri doldurmaya çalıştım
Ama bu gece benim bir kadehim 
senin bir damlan bile etmiyordu
Tanrının gözünde

Uyan ve sarıl titriyorum korkudan
Kabusların boğazımda kuvvetlice yıkıyor duvarları
Ve sen uzağımdasın aynı şehirde
Ben bir yüzünde sen bir yüzünde sayfanın

Okumaya başlasam seni ve beni
Aramızda yıllar vardır bilirim ayırır hayatı
Ama o yıllar değil miydi dudaklarını yakınlaştıran
Ve yıllar değil mi seni benim yapan 

Üzgünüm ve böyleyim sevgilim
Sen yine sensin ben yine benim
Bir günü yine seninle paylaşabilirim
Günün her saatinde kalp atışını özleyebilirim

Perşembe, Ağustos 11, 2016

Geçmiş Zaman

İçim dopdolu
Tek bir toz zerresi dahi alamaz artık
Ve ne hikmetse ben ne zaman dolsam böyle
Yalnız kalırım bu doluluk hissiyle

Doğrusunu söyleyeceğim sana yalan yok
Hiç böylesine dolmamıştı içim
Ve şimdi sen bambaşka bir evrendeyken
Daha da inatçı ve buyurgan doluluk

Her hücremin yarısı seninle
Bana kalan yarımla yaşıyorum
Bir gözüm görmüyor bir kulağım duymuyor
Bedenimin yarısı sende ellerime hükmüm geçmiyor

Zihnim bir bulanık ki sorma
Mesela olmadık yerde aklıma geliveriyor
Dudağının kenarındaki çizgi hayalimde seviyorum 
Yapacak birşey yok şimdiki zamanda 

İnan anlatmak bile gelmiyor içimden 
Sadece taşmaya çalışıyor doluluk
Ve ben bana kalan güçle tahammül ediyorum 
Fonda ışın karaca, birsen tezer, zuhal olcay'la

Geniş zamana yayıp hisleri
Geçmişe sarılıp uyuyorum
Öyle çok zaman da olmadı ya
Yine de tanrının işine akıl sır ermiyor 

Eski konuşmalara bakıyorum ne garip
Bir zamanlar söyleyemediğimiz sözcükler varmış
Söyledikten sonra hiç birinin kıymeti kalmamış
Kalbin de farklı atıyormuş geçmiş zamanda

Belki de gelmemi bekledin elin telefona gitti defalarca
Belki de gelmediğime şükrettin
Ben yok yere üzülmekten yoruldum sevgilim
Ve ben seni yanımda olmasan da sevebilirim

Geniş zaman böyledir işte
Geçmişin izleriyle hayatta kalır 
Aklımda bütün söylenen sözler 
Yepyeni olamaz gelecek zaman gayet farkındayız

Sen gelsen ben yine severim seni
Şimdi ve her zaman olduğu gibi 
Biliyorum gelmezsen de elbet diner acılarım
Birer anı olarak kalır dudağımdaki dudakların

Eminim zaman hızlı akacak bu evrende
Bugün değilse yarın yalnız uyanmayacaksın
O zaman kesinleşecek yerim
Ve sonsuza dek orada kalacağım




Salı, Ağustos 02, 2016

.

Sen de mi ördün görünmez duvarlarını
Önüme buz gibi yolları sen mi açtın
Bir anlık hiddet ve dışarıdasın
Hiçlik değişmişti yokluk da ona keza

Pamuk ipliğine bağlıydı herşey
Sen sinirinle külünü dahi bırakmadığında
Korkmuştum tarihin tekerrüründen
Oysa yüzler değişmişti ve dostlar da

Dudağının kenarındaki çizgi ezberelerim her hücreni
Korkakça sevmelerim yetim kaldı
Sevişmek senden başkasına yakışmıyor sevgilim
Gökyüzü değişti geceler durur mu onlar da

Kanırtarak girmemiş miydi ellerin göğüs kafesime
Tüm telaşınla çektiğinde ellerini aniden
Birkaç eksik kaburgamla nefessiz kalmıştım
Ve sesler değişti renkler de

Pazar, Haziran 05, 2016

Mavi*

Gözlerimi açıyorum çizgilerine
En derinini öperek başlıyorum
Dudaklarımı yakıyor tuzu terinin
Bütünleşiyorum gezdikçe bir bir alışıyorum

Derinin altına fısıldıyorum korkularımı
Sevmelerimi gömüyorum avuç içlerine
Kafamda binlerce benle cebelleşirken
Seni bulup kurtarıyorum toz bulutlarımın içinden

Çığlık çığlığa hiçliğin içinde
Nasıl oluyorsa birden yüreğime değiyor elin
İçimi görebilir oluyor gözlerin
Hücrelerimin her birinde birer kalp atmaya başlıyor

Ve ben bu hengamede
Çizgilerini öpüyorum dudaklarım yanarak
Her seferinde biraz daha kemikleşiyor yerin
Olabileceğim en kadın halimle karşılıyorum seni

Adımı yazıyorum parmak uçlarımın mürekkebiyle
Tenindeki her pürüz bilmeli ve hissedebilmeli
Ekseriya tuzlu bir şelale siliyor el yazımı
Bana ulaşıyor tasasız dalgaları

Sonra aniden farkediyorsun yaralarımı
En tazesinden başlayarak okuyorsun
Okudukça çoğalıyor tenim
Elle tutulabilir bir mavi yayılıyor

Bakmadığın anlarda
Sakallarının arasına saklıyorum kokumu
Mavi mavi parlıyor korkumu gizleyen yüzün
Sadece ben biliyorum


Çarşamba, Mayıs 11, 2016

sen

dalgaları ıslatırken tenini denizi özlersin
yüzüne çarparken ışığı güneşi özlersin
yüksek bir yerdeysen rüzgarı özlersin
severken sevilmeyi özlersin

açarsın pencerelerini ruhunun
nefes alsın diye aşkların
ağırlığı hafiflesin zulmünden bıkmış kırıntılarının
çoğalıp sömürmeden nefretlerin neşeni
neşen alt etsin kibrini

pusunu saklama içine kininin
sal koşarak uzaklaşsın derdinden
sen güneşe bak gözlerin yaşararak
ıslan nisan yağmurlarında
denizin tuzlu nemi kurutsun ateşini sabrının
rüzgarı alsın götürsun o'na
onu sana getirsin sevmelerin

























11,05,16

Pazartesi, Mayıs 09, 2016

Vapur

Bekliyorum gecelerde haber gelsin
Bir çocuk ağlıyor durduraksız
Kurulup bekleyişin ızdırap döşemeli koltuğuna
Annesi telaşlı rezil olmaktan elaleme
Hareketsiz sabrediyorum evimin karanlık sessizliğine
Herhalde deniz tuttu yavrucağı yoksa susardı şimdiye

Birkaç mum eskisi eşlik ediyor kabullenmeye çalışmama
Herkes muzdarip aslında telaşlı yolculuğundan
Eski bir defter yazılmamış daha son sayfasına
O kadar ki vazgeçti bir adam okumaktan gazetesini
Nasıl geçer senin evreninde dakikalar ben yaşamıyorken
Rüzgarda savruldu kadıköy'e vapurun güvertesi

Kanırtarak kabul ediyorum seni kendime
İnsanlar telaşlı şehir canlı çocuk hala ağlamaklı
Öylece kal bende benimki kayıp ayırma ruhunu
Yanaşıldı iskeleye müzisyenler toparlandı
Sar sarmala hoş gör bi çare toyluğumu
Akıp gidiyor şehir hayatı şehir hep telaşlı

Duruyorum yokluk içinde yokluğu düşünerek
Çocuk sustu yolcular taştı vapurdan sokağa
Sabrettin ya doğan güne biraz da bana sabret
Sahi nasıl da huzur bırakmamıştı çocuk sabah seferinde
Unuttum telaşı da kendinden emin lacivertin içinde
Alışıyorum sana alışıyorum vapurların bensiz demir almasına
























08,05,2015