...

Şiir dediğin nedir ki? İki anın aynı mısrada öpüşmesi...


Brokoli

Perşembe, Ocak 22, 2015

Umutsuzca

kayıyorsa ellerimden bir akşamüzeri gibi saçların
ağlamadan dur bir saniye bekle
yutkunup geçir boğazından düğümlerimi
utanmadan ağlamadan önce, anlatma neyin varsa

geceye bırakırken tahtını gündüzlerin
benim neden üşür ellerim
çökmeden ağır ağır karanlıklar
sıcağında kavrulur yine gözlerim

sen umutsuzca ağlamadan
titremeden dudaklarım
haykırmadan bırakmadan
laciverte kavuşmadan ahım

israf etme saatlerimi
durma sakın eşikte bekleme
gelmişsin işte akşam olmadan
vaktim varken dokun ruhuma




Pazartesi, Ocak 05, 2015

Kapının Önüne Konmak

Bir kalemde silinebiliyor olmak ne acı. Onca zamanını alan insanın seni, yazılıp çizilmiş ve artık lüzum kalmayan bir kağıt gibi buruşturması mantığa sığmayacak bir durum. İnsan yaptığı şeylerin hep iyi bir sonuç doğuracağını düşünür ne acizce bir düşünce bu. Sen bir işi yaparsın sonucu yine insanlarla alakalıdır. Onlar nasıl anlarsa sonuç ona eşittir.  Sen beni silebiliyorsan bu kadar kolay, ben ne değersizmişim diye düşünürüm ama değer yine insanla alakalıdır. Biliyorum ki kimileri değer verdiklerinin günahlarını örtebilecek güce , güvene ve sevgiye sahiptir. Kimileriyse sevgisine, ihtiyaçlarına, verdikleri öneme inat o kocaman kalplerine aldıkları benim gibileri, vakti zamanında aldıkları yaralar yüzünden genelleştirerek koyuverirler kapı önüne. Suç şimdi bende midir? yoksa incinmiş ve kapılarının menteşeleri çarpılarak kapatılmaktan çürümüş kalp sahipleri midir?
 Seni bir kez sevdiysem, ben de iz bırakırsın. Hayatıma ortak ederim, gecemi gündüzüme böler sana hediye ederim. Kokunu ararım, koynumda uyuturum. Yokluğunda bile adın eksik olmaz sohbetlerimden. Seni sevdiysem şüphe etmemelisin benden. Ama sen hem inanıp, hem de inanmamazlık yapamazsın güzelim. Burada anlaşalım, sevgi eşittir güvene. Güvenmezsen sen, ben seni ne kadar seversem seveyim nafile. İnandıramam ki seni.
 Genelden özele indirgedim konuyu birden çünkü, durmuyor düşünüyor akıl almıyor.  Böyle isyan dolu olmamalıydı seni yazışlarım buraya. Acımış canım bak gördün mü ne yaptığını. Travmalarıma bir yenisi eklenmesin diye uyuturdun masallarla beni, şimdi iki kelamına hasret kaldım.

 Ne derler bilirsin '' Zaman sana sormaz. 'ol' der olur.''



Cumartesi, Ocak 03, 2015

Çizgi*

adım adım izlerim kokunu
yüzünde bir anı ararım
hani dudağının kenarı kıvrılır bazen
onu ararım umutla

sırtında bir çizgi vardır senin
o pürüzsüzlüğü bozan
ama affedilesi bir çizgidir o
o ne çizgidir ki, kendimi hapsederim

tam kulağının arkasında durur sesim
vücudunu saran duvarların tek geçiş noktası
öperek açarım ağır ve sağlam kapılarını
korkarak dokunurum taze etine

takip ederim seni sadece
doğaçlama değil hiçbir şeyim
içimden bana fısıldar gölgelerin
parmak izlerimi izlerim yüzünde

gözlerinin kuyusu büyür ya hani
içine alabilir tüm kainatı o kuyular
savrula savrula bırakırım yıkıntılarımı sana
nereye itersen beni, ben oraya yıkılırım