...

Şiir dediğin nedir ki? İki anın aynı mısrada öpüşmesi...


Brokoli

Pazartesi, Ocak 05, 2015

Kapının Önüne Konmak

Bir kalemde silinebiliyor olmak ne acı. Onca zamanını alan insanın seni, yazılıp çizilmiş ve artık lüzum kalmayan bir kağıt gibi buruşturması mantığa sığmayacak bir durum. İnsan yaptığı şeylerin hep iyi bir sonuç doğuracağını düşünür ne acizce bir düşünce bu. Sen bir işi yaparsın sonucu yine insanlarla alakalıdır. Onlar nasıl anlarsa sonuç ona eşittir.  Sen beni silebiliyorsan bu kadar kolay, ben ne değersizmişim diye düşünürüm ama değer yine insanla alakalıdır. Biliyorum ki kimileri değer verdiklerinin günahlarını örtebilecek güce , güvene ve sevgiye sahiptir. Kimileriyse sevgisine, ihtiyaçlarına, verdikleri öneme inat o kocaman kalplerine aldıkları benim gibileri, vakti zamanında aldıkları yaralar yüzünden genelleştirerek koyuverirler kapı önüne. Suç şimdi bende midir? yoksa incinmiş ve kapılarının menteşeleri çarpılarak kapatılmaktan çürümüş kalp sahipleri midir?
 Seni bir kez sevdiysem, ben de iz bırakırsın. Hayatıma ortak ederim, gecemi gündüzüme böler sana hediye ederim. Kokunu ararım, koynumda uyuturum. Yokluğunda bile adın eksik olmaz sohbetlerimden. Seni sevdiysem şüphe etmemelisin benden. Ama sen hem inanıp, hem de inanmamazlık yapamazsın güzelim. Burada anlaşalım, sevgi eşittir güvene. Güvenmezsen sen, ben seni ne kadar seversem seveyim nafile. İnandıramam ki seni.
 Genelden özele indirgedim konuyu birden çünkü, durmuyor düşünüyor akıl almıyor.  Böyle isyan dolu olmamalıydı seni yazışlarım buraya. Acımış canım bak gördün mü ne yaptığını. Travmalarıma bir yenisi eklenmesin diye uyuturdun masallarla beni, şimdi iki kelamına hasret kaldım.

 Ne derler bilirsin '' Zaman sana sormaz. 'ol' der olur.''



Hiç yorum yok: