Bu gece bu kadar
Yazamayacağım daha fazla
Eğer yazarsam
Adın dökülecek mısralarca
Yazarsam Kışlar bahara dönecek
Buzlar eriyecek kardelenlerin üzerine
Bir çiçek açacak bir yazlık balkonunda
Uğultularım cıvıltılara dönecek
Bir kelime daha edersem
Yağmurlarım kuruyacak
Dağlarım ufalanacak
Nehirlerim taşacak
Sana uzanan yollar engelsiz kalacak
Sevdiğim söylemesem de anla işte
Anlatamasam da dinle
Utanç böylesine kahpe bir duygu işte
...
Şiir dediğin nedir ki? İki anın aynı mısrada öpüşmesi...
Brokoli
Pazar, Ağustos 02, 2015
Çarşamba, Haziran 03, 2015
İzmir
Acı acı ağlayan sokak kedilerine sor
Ağustos ne güzeldi ona sor
Mum gibi parmakların ışığı güzel
Kendisi acılı dokunamamak ah ne zor
Gizli odalarda aleni
Aleni ortamlarda gizli bir bakış vardır
Bilirsin sen de anlattırma şimdi
Çok gördün sen beni de bilirsin
Ama hiçbir dokunuş bu kadar evrensel olamazdı
Kimseler duymamalıydı duymadı
Herkes hissetti bilmeden neyi hissettiğini
Mum ışığı parmakların tenimdeki dansını
Bir elektrik dalgası yayıldı
Bir ucundan diğer ucuna İzmir'in
Kordonda oturup batışını izledi güneşin
Güzelim körfezi aştı vapurla
Ufkunda dağıldı geceler
Kara yorgun saatlerinde sevginin
Dağıldı dört bir yanına İzmir'in
yüzünde manasız bir tebessüm insanların
Geri döndüğünde nihayet
Boş bir oda buldu bıraktığı yerde
Aşk ayrılmıştı ikiye
Ve bölünmüştü birkaç bilimsel veriye
Ağustos ne güzeldi ona sor
Mum gibi parmakların ışığı güzel
Kendisi acılı dokunamamak ah ne zor
Gizli odalarda aleni
Aleni ortamlarda gizli bir bakış vardır
Bilirsin sen de anlattırma şimdi
Çok gördün sen beni de bilirsin
Ama hiçbir dokunuş bu kadar evrensel olamazdı
Kimseler duymamalıydı duymadı
Herkes hissetti bilmeden neyi hissettiğini
Mum ışığı parmakların tenimdeki dansını
Bir elektrik dalgası yayıldı
Bir ucundan diğer ucuna İzmir'in
Kordonda oturup batışını izledi güneşin
Güzelim körfezi aştı vapurla
Ufkunda dağıldı geceler
Kara yorgun saatlerinde sevginin
Dağıldı dört bir yanına İzmir'in
yüzünde manasız bir tebessüm insanların
Geri döndüğünde nihayet
Boş bir oda buldu bıraktığı yerde
Aşk ayrılmıştı ikiye
Ve bölünmüştü birkaç bilimsel veriye
Pazartesi, Mart 09, 2015
Kadın*
Kadının dudaklarından şarap dökülürdü
Her harfiyle geceyi sarhoş eder deler geçerdi
Ardında yolları önünde Yılları vardı
Peşi sıra sürüklenirdi rüyalarının
Kadının kalbine dünyalar sığardı
Hep kusur kalırdı birileri
Acımasız ithamlarla yargılanırdı
Kendi adaletine teslimdi sonunda
Kadının eti tazeydi
Bütün güzel şeyler gibi
Hunharca harcamıştı tazeliği
Hafif bir toylukla karşıladı hayatı
Kadın hergüne milyarlarca kez uyanırdı
Bazen gözünü bile açmadan kalbiyle
Esnerdi gözleri buğulu
Yüzü gülmezdi nemrudun
Kadın doyumsuzdu
Aç gözlü değil ama
Herşey daha iyi olmalıydı
Beklentileri yüksekti kusursuzluğundan
Kadının ruhunda aynalar vardı
Tek bir aynaydı doğduğunda
Zamanla kırıla kırıla
Binlerce olmuştu yansımaları
Aydınlatırken kuytularını inatları
Ağlamasaydı iyiydi aslında
Kanırta kanırta çıkardıklarını
Geri almasaydı rahattı hayat
Kadının yüzünde izler vardı
Herkes göremezdi yüzünü kadının
Ve ağladığında durduramazdı her ademoğlu
Koynunda avutamazdı onu
Kadının tonlarca cesedi vardı
Bazen sevdiğini bazen de kendini öldürürdü
Umursamaz bir tavır ve ahenkle katlederdi
Ama gömemezdi gücü yetmezdi
Kadının hayatında renkler vardı
Kırmızının her tonuyla gülerdi
Akışkandı ama derli topluydu yeterince
Birkaç parçaya savrulsa da toparlardı zamanı gelince
Kadındı işte bilirdi o işini
08032015
Her harfiyle geceyi sarhoş eder deler geçerdi
Ardında yolları önünde Yılları vardı
Peşi sıra sürüklenirdi rüyalarının
Kadının kalbine dünyalar sığardı
Hep kusur kalırdı birileri
Acımasız ithamlarla yargılanırdı
Kendi adaletine teslimdi sonunda
Kadının eti tazeydi
Bütün güzel şeyler gibi
Hunharca harcamıştı tazeliği
Hafif bir toylukla karşıladı hayatı
Kadın hergüne milyarlarca kez uyanırdı
Bazen gözünü bile açmadan kalbiyle
Esnerdi gözleri buğulu
Yüzü gülmezdi nemrudun
Kadın doyumsuzdu
Aç gözlü değil ama
Herşey daha iyi olmalıydı
Beklentileri yüksekti kusursuzluğundan
Kadının ruhunda aynalar vardı
Tek bir aynaydı doğduğunda
Zamanla kırıla kırıla
Binlerce olmuştu yansımaları
Aydınlatırken kuytularını inatları
Ağlamasaydı iyiydi aslında
Kanırta kanırta çıkardıklarını
Geri almasaydı rahattı hayat
Kadının yüzünde izler vardı
Herkes göremezdi yüzünü kadının
Ve ağladığında durduramazdı her ademoğlu
Koynunda avutamazdı onu
Kadının tonlarca cesedi vardı
Bazen sevdiğini bazen de kendini öldürürdü
Umursamaz bir tavır ve ahenkle katlederdi
Ama gömemezdi gücü yetmezdi
Kadının hayatında renkler vardı
Kırmızının her tonuyla gülerdi
Akışkandı ama derli topluydu yeterince
Birkaç parçaya savrulsa da toparlardı zamanı gelince
Kadındı işte bilirdi o işini
08032015
Perşembe, Ocak 22, 2015
Umutsuzca
kayıyorsa ellerimden bir akşamüzeri gibi saçların
ağlamadan dur bir saniye bekle
yutkunup geçir boğazından düğümlerimi
utanmadan ağlamadan önce, anlatma neyin varsa
geceye bırakırken tahtını gündüzlerin
benim neden üşür ellerim
çökmeden ağır ağır karanlıklar
sıcağında kavrulur yine gözlerim
sen umutsuzca ağlamadan
titremeden dudaklarım
haykırmadan bırakmadan
laciverte kavuşmadan ahım
israf etme saatlerimi
durma sakın eşikte bekleme
gelmişsin işte akşam olmadan
vaktim varken dokun ruhuma
ağlamadan dur bir saniye bekle
yutkunup geçir boğazından düğümlerimi
utanmadan ağlamadan önce, anlatma neyin varsa
geceye bırakırken tahtını gündüzlerin
benim neden üşür ellerim
çökmeden ağır ağır karanlıklar
sıcağında kavrulur yine gözlerim
sen umutsuzca ağlamadan
titremeden dudaklarım
haykırmadan bırakmadan
laciverte kavuşmadan ahım
israf etme saatlerimi
durma sakın eşikte bekleme
gelmişsin işte akşam olmadan
vaktim varken dokun ruhuma
Pazartesi, Ocak 05, 2015
Kapının Önüne Konmak
Bir kalemde silinebiliyor olmak ne acı. Onca zamanını alan insanın seni, yazılıp çizilmiş ve artık lüzum kalmayan bir kağıt gibi buruşturması mantığa sığmayacak bir durum. İnsan yaptığı şeylerin hep iyi bir sonuç doğuracağını düşünür ne acizce bir düşünce bu. Sen bir işi yaparsın sonucu yine insanlarla alakalıdır. Onlar nasıl anlarsa sonuç ona eşittir. Sen beni silebiliyorsan bu kadar kolay, ben ne değersizmişim diye düşünürüm ama değer yine insanla alakalıdır. Biliyorum ki kimileri değer verdiklerinin günahlarını örtebilecek güce , güvene ve sevgiye sahiptir. Kimileriyse sevgisine, ihtiyaçlarına, verdikleri öneme inat o kocaman kalplerine aldıkları benim gibileri, vakti zamanında aldıkları yaralar yüzünden genelleştirerek koyuverirler kapı önüne. Suç şimdi bende midir? yoksa incinmiş ve kapılarının menteşeleri çarpılarak kapatılmaktan çürümüş kalp sahipleri midir?
Seni bir kez sevdiysem, ben de iz bırakırsın. Hayatıma ortak ederim, gecemi gündüzüme böler sana hediye ederim. Kokunu ararım, koynumda uyuturum. Yokluğunda bile adın eksik olmaz sohbetlerimden. Seni sevdiysem şüphe etmemelisin benden. Ama sen hem inanıp, hem de inanmamazlık yapamazsın güzelim. Burada anlaşalım, sevgi eşittir güvene. Güvenmezsen sen, ben seni ne kadar seversem seveyim nafile. İnandıramam ki seni.
Genelden özele indirgedim konuyu birden çünkü, durmuyor düşünüyor akıl almıyor. Böyle isyan dolu olmamalıydı seni yazışlarım buraya. Acımış canım bak gördün mü ne yaptığını. Travmalarıma bir yenisi eklenmesin diye uyuturdun masallarla beni, şimdi iki kelamına hasret kaldım.
Ne derler bilirsin '' Zaman sana sormaz. 'ol' der olur.''
Seni bir kez sevdiysem, ben de iz bırakırsın. Hayatıma ortak ederim, gecemi gündüzüme böler sana hediye ederim. Kokunu ararım, koynumda uyuturum. Yokluğunda bile adın eksik olmaz sohbetlerimden. Seni sevdiysem şüphe etmemelisin benden. Ama sen hem inanıp, hem de inanmamazlık yapamazsın güzelim. Burada anlaşalım, sevgi eşittir güvene. Güvenmezsen sen, ben seni ne kadar seversem seveyim nafile. İnandıramam ki seni.
Genelden özele indirgedim konuyu birden çünkü, durmuyor düşünüyor akıl almıyor. Böyle isyan dolu olmamalıydı seni yazışlarım buraya. Acımış canım bak gördün mü ne yaptığını. Travmalarıma bir yenisi eklenmesin diye uyuturdun masallarla beni, şimdi iki kelamına hasret kaldım.
Ne derler bilirsin '' Zaman sana sormaz. 'ol' der olur.''
Cumartesi, Ocak 03, 2015
Çizgi*
adım adım izlerim kokunu
yüzünde bir anı ararım
hani dudağının kenarı kıvrılır bazen
onu ararım umutla
sırtında bir çizgi vardır senin
o pürüzsüzlüğü bozan
ama affedilesi bir çizgidir o
o ne çizgidir ki, kendimi hapsederim
tam kulağının arkasında durur sesim
vücudunu saran duvarların tek geçiş noktası
öperek açarım ağır ve sağlam kapılarını
korkarak dokunurum taze etine
takip ederim seni sadece
doğaçlama değil hiçbir şeyim
içimden bana fısıldar gölgelerin
parmak izlerimi izlerim yüzünde
gözlerinin kuyusu büyür ya hani
içine alabilir tüm kainatı o kuyular
savrula savrula bırakırım yıkıntılarımı sana
nereye itersen beni, ben oraya yıkılırım
yüzünde bir anı ararım
hani dudağının kenarı kıvrılır bazen
onu ararım umutla
sırtında bir çizgi vardır senin
o pürüzsüzlüğü bozan
ama affedilesi bir çizgidir o
o ne çizgidir ki, kendimi hapsederim
tam kulağının arkasında durur sesim
vücudunu saran duvarların tek geçiş noktası
öperek açarım ağır ve sağlam kapılarını
korkarak dokunurum taze etine
takip ederim seni sadece
doğaçlama değil hiçbir şeyim
içimden bana fısıldar gölgelerin
parmak izlerimi izlerim yüzünde
gözlerinin kuyusu büyür ya hani
içine alabilir tüm kainatı o kuyular
savrula savrula bırakırım yıkıntılarımı sana
nereye itersen beni, ben oraya yıkılırım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
