Dışarıda usulca esen rüzgar mıydı? yoksa saçların mı? Bir fısıltı gibi başlayıp, çığlık çığlığa devam eden, adını söyleyen yağmur muydu? yoksa bana sonsuz bir boşluk muşum gibi bakan gözlerin mi?
Gecelerce süren bir macera gibi rüyalarım, hepsi de kötü sonla bitiyor. Gerçekten üzgün müyüm? yoksa ben mi yarattım bu sanal acıyı zihnimde? Acının sözlükteki anlamları beni ırgalamıyor artık çünkü anlamı yetersiz kalıyor tüm sözlüklerin. Anlatmak istediğimi anlamıyor sağır kulakların. Bana her zaman yakın ve bir o kadar sağır olan kulakların, söylediğim üstü belki biraz kapalı sözlerin tek kelimesini anlamıyor.
Gözlerin, sana çok yakın olduğumdan belki, göremiyor neler yaptığımı. Yani uzun lafın kısası acı kelimesi bile benim için anlamını yitirdi artık, bu mazoşist düzende kendime bir yer edinmeye çalışırken. Tüm sinir hücrelerimi kaybettiğimden belki, acı duymaz oldum yada senden gelen hiç bir şeyin hayırlı olmayacağını bildiğimden, senden gelen her şeye kapadım kendimi.
Bilemiyorum hayat mı çok kısa?
Yoksa seni elde etmek mi çok zor?
Karar verememek de kolay değil mesela. Bazen ''çık karşısına anlat'' diyorum ama sonra sakinleşiyorum, ''boş ver anlatma bilmeyince daha güzel değil mi?'' diyip vazgeçiyorum. Her türlü ucu bana dokunan bir ızdırap zinciri dolanıyor göğsüme ve nefes almayı daha da zorlaştırıyor.
Ama yine de istemiyor değilim seni.
O kadar uzak değilim aslında, uzatsan elini ulaşabilirsin bana, sadece senden başkası ulaşamasın diye böyle görünüyorum. Bir kez dokunsan tenime de değiştirsen şu bin yıl süren kış mevsimini. Açsa yine çiçeklerim ne hoş, ne güzel olurdu. Ama onun yerine aşık olduğum sonbaharı yaşatıyorsun bana. Şikayetçi miyim? Hayır değilim. Ama gözlerine bakmayalı aylar oldu. Belki de benimkilerin ne renk olduğunu bile unuttun. Hadi gözlerin bir kez daha dokunsun gözlerime, sonrasında tüm ışıklar sönsün yer yüzünde çünkü biliyorum bir kez daha bakarsan bana senin dışındaki her şey önemini yitirecek.
...
Şiir dediğin nedir ki? İki anın aynı mısrada öpüşmesi...
Brokoli
Çarşamba, Aralık 18, 2013
Cumartesi, Aralık 07, 2013
Adam ve Kadın 19.11.2013'den kalanlar (aşık atışması 1)
Kadın:
şehrimin çıkmaz sokağı gibi
ağlayan gökyüzü gibi
darmadağın eden bir fırtına gibi
senin gibi
belki de sensizlik gibi
işte öyle bir şeye ne de çok ihtiyacım var
Adam:
kır kuş tüyü zincirlerimi
işte o kadar yakınım sana
korkarım beni ben edenin sensizlik olmasından
öyleyse şayet al beni benden, varsın olmayayım
dökülürken şarabının kırmızısı ipek geceliğinden
izin ver, bir kez, yanında olayım
Kadın:
incecik tül gibi duvarların
ardını görmesi kolay
geçmesi imkansız
dokunsam o duvarlara hissederim sıcaklığını
ama geçemem o ahlakla güçlendirilmiş
tülden duvarları
Adam:
kapanına düşülmüş bir kez
ister sev, ister kaç
haklısın
hatmetsem her tülden hücre kareni neye yarar
gözlerin nefesimi aramadıkça
Kadın:
Varlığın yokluğunla denk
Bazen boğazımda düğümleniyor
Arkamdan sinsi sinsi yaklaşıyor
İtip kakıyor beni düşürüyor
bilmem kaç kere
attın beni, en güvendiğim
dallarımı nasıl da kırdın
düştüm kanadım ama kirlenmedim
çünkü tenime değen senin elin
Adam:
özledim eskilerini, yenilerini
o arayışlarını gizlice geceye söyleyişini benim için
özledim
kader midir yoğun kederin devamlılığı bilinmez
olmasaydı dilin, duymaya değmez
çekilmezdi inan, ne kader, ne keder
Kadın:
ne bir ses ne bir seda
gece mi susturuyor her şeyi
yoksa kulaklarım sağır mı
senin tok sesinden başka her şeye
duymayan biri ne kadar anlayabilir
ne kadar anlatabilir hayatı
ne kadar yaşayabilir
yada yokluğunda ne kadar ölü olabilir
Adam:
yakında olsan keşke biraz da
kurutsan dudaklarımı sözlerinle
mecal bırakmasan insanda
yüzünden bıktırmaya çalışsan çaresizce
keşke
suretinle avunmasam gizli gecelerde
Kadın:
...
Adam:
...
İspanyol Brokolisi & İpsiz Giyotin (2013)
şehrimin çıkmaz sokağı gibi
ağlayan gökyüzü gibi
darmadağın eden bir fırtına gibi
senin gibi
belki de sensizlik gibi
işte öyle bir şeye ne de çok ihtiyacım var
Adam:
kır kuş tüyü zincirlerimi
işte o kadar yakınım sana
korkarım beni ben edenin sensizlik olmasından
öyleyse şayet al beni benden, varsın olmayayım
dökülürken şarabının kırmızısı ipek geceliğinden
izin ver, bir kez, yanında olayım
Kadın:
incecik tül gibi duvarların
ardını görmesi kolay
geçmesi imkansız
dokunsam o duvarlara hissederim sıcaklığını
ama geçemem o ahlakla güçlendirilmiş
tülden duvarları
Adam:
kapanına düşülmüş bir kez
ister sev, ister kaç
haklısın
hatmetsem her tülden hücre kareni neye yarar
gözlerin nefesimi aramadıkça
Kadın:
Varlığın yokluğunla denk
Bazen boğazımda düğümleniyor
Arkamdan sinsi sinsi yaklaşıyor
İtip kakıyor beni düşürüyor
bilmem kaç kere
attın beni, en güvendiğim
dallarımı nasıl da kırdın
düştüm kanadım ama kirlenmedim
çünkü tenime değen senin elin
Adam:
özledim eskilerini, yenilerini
o arayışlarını gizlice geceye söyleyişini benim için
özledim
kader midir yoğun kederin devamlılığı bilinmez
olmasaydı dilin, duymaya değmez
çekilmezdi inan, ne kader, ne keder
Kadın:
ne bir ses ne bir seda
gece mi susturuyor her şeyi
yoksa kulaklarım sağır mı
senin tok sesinden başka her şeye
duymayan biri ne kadar anlayabilir
ne kadar anlatabilir hayatı
ne kadar yaşayabilir
yada yokluğunda ne kadar ölü olabilir
Adam:
yakında olsan keşke biraz da
kurutsan dudaklarımı sözlerinle
mecal bırakmasan insanda
yüzünden bıktırmaya çalışsan çaresizce
keşke
suretinle avunmasam gizli gecelerde
Kadın:
...
Adam:
...
İspanyol Brokolisi & İpsiz Giyotin (2013)
Pazartesi, Aralık 02, 2013
Yabancı bir adam
farkındayım kimse olamaz
senin gibi benim gibi
biliyorum kimse değiştiremez
nefretini geçmişimi
yekpare geniş bir an
geçmiş gelecek şimdi
üvey bir aşk sarıldığım
bu yabancı kollar senin mi
soğuk ellerim
artık sevilmediğimden
gökyüzünün mavisi sensin
sen sarılmadan uyuyamam ben
gel kördüğüm olmadan
aşk yorulup gurur kazanmadan
gel sevsen de sevmesen de
razıyım ben her şeye
Aklımda sen, kalbinde başkası... *
Deniz miydi yoksa gökyüzü mü?
Seyrettiğim ufkunu, daldığım rüyalara
Bir bir itiraf ettiğim yalanlarımı
Sen miydin yoksa aynalar mı?
Bu gece hiç doğmayacak oğluma
İsimler seçtim isimlerinden
Şarkılar söyledim senin sesinden
Ve soğuk kanlılıkla gömdüm göz pınarlarıma
Tek damla göz yaşım akmadı
Aklımda sen, kalbinde başkası
Gözlerin nerede, kime ait
Ben nasılım neredeyim hiç sormadım
Seyrettiğim ufkunu, daldığım rüyalara
Bir bir itiraf ettiğim yalanlarımı
Sen miydin yoksa aynalar mı?
Bu gece hiç doğmayacak oğluma
İsimler seçtim isimlerinden
Şarkılar söyledim senin sesinden
Ve soğuk kanlılıkla gömdüm göz pınarlarıma
Tek damla göz yaşım akmadı
Aklımda sen, kalbinde başkası
Gözlerin nerede, kime ait
Ben nasılım neredeyim hiç sormadım
Salı, Kasım 12, 2013
Bir ben bilirim
bir ben bilirim içimdekini
yıllarca sakladım onu
unuttum kalbimin derinliklerinde
bazen hatırlamak bile istemedim
bir ben bilirim içimdekini
sana bile söyleyemedim
imkansız şeyler vardır bilirsin
sana söylemeyerek imkansızı başardım ben
bir ben bilirim içimdekini
seninle kurduğum hayalleri
yazdığım şiirleri
okurken seni andığım kitapları ben
bilirim
bir ben bilirimiçimdekini sevgilim
aşk ne nefret arasındaki ince çizgide
yürürken
aşkının sinsi bir virüs gibi çektirdiği
azabı
ağlamanın faydasızlığını
sensizliğin zorluğunu
sana söyleyemeden ölüp gitme korkusunu
sadece ben bilirim
sen sadece tahmin edebilirsin
Cuma, Kasım 08, 2013
Rüyalarım
Rüyalarımda adın bile geçmez oldu, neden? Gözden uzak olan gönülden de uzak mı olur? Yoksa sen gözüme yakın, ellerime uzakken de mi böyleydi durum? Ben mi yeni fark diyorum aramızdaki garip kara delikleri? Yada saydam duvarları ben mi delip geçemedim şimdiye kadar? Ama bu kadar güçlü olamaz o saydam duvarlar daha büyük birşey olması gerek. Benden bu kadar uzakta, bana bu kadar yakınken ve bu kadar duygusuz olabilirken sen, o engel duvardan daha güçlü kara deliklerden daha vicdansız olmalı. Ahlak gibi mesela. Hiç kıramazsın. Sen inanmasan başkası inanır. Gün gelir sende muhtaç kalırsın o kurallara sırf kendini korumak adına. Ama çok fazla
garip mi? elimin geçip de tenine dokunamadığı, ahlak duvarlarından kalbimin geçip de seni sevebilmesi. Gerçi bana soracak olursan bunu ben istemedim. Bilmiyorum aslında ben insanın, kendini birine zorla aşık ettiğine inanırım ama bunu ben kontrol etmedim yada edemedim. Kimya diye birşey var lisede öğrendiğin dersten bahsetmiyorum. Bu çok daha zor ,iki formülle çözebileceğinden çok daha karmaşık.
Anlayamadım, anlayamayacağım nedenini. Biliyorum sonunu bu işin ,çünkü ben bu yolu seçtim. Hayat da çok zor değil aslında çünkü ben acı çekmeyi severim. Düşünüyorum da eğer herşey yolunda gitseydi ve ben de sana benimsin artık deseydim bu kadar sevmezdim seni. Aşk diye birşey olmazdı, bu kadar tatlı olmazdı bu acılar Uzaklar bu kadar işime gelmezdi belki de. Belki de sadece avuntumdur bu benim çünkü hiçbir zaman olmayacağını bildiğim birşeye bel bağlamak zoruma gider. Bekleyemem seni ama dosdoğru yürüyüp geçemem de yanından ,ne oldu hayatında bilmek isterim. Bir yandan da uzak dururum ama, sen devam et hayatına daha önce de söyledim ben de edeceğim çünkü hayat beklemiyor. Ama arada uğra rüyalarıma orası kurtarılmış bölge sevgilim. Orada benimsin ne ahlak, ne kara delik, ne de kalın duvarlar önemli değil sen yeter ki gel yine bana ben geçerim bütün engellerden. Benim rüyalarım onlar ellerimin tenine değebileceği yegane zamanlar. Kurtarılmış bölgeler ve kurtarılamamış zamanlarımla seni beklediğim yerler, sen yeter ki uğra arada rüyalarıma...
garip mi? elimin geçip de tenine dokunamadığı, ahlak duvarlarından kalbimin geçip de seni sevebilmesi. Gerçi bana soracak olursan bunu ben istemedim. Bilmiyorum aslında ben insanın, kendini birine zorla aşık ettiğine inanırım ama bunu ben kontrol etmedim yada edemedim. Kimya diye birşey var lisede öğrendiğin dersten bahsetmiyorum. Bu çok daha zor ,iki formülle çözebileceğinden çok daha karmaşık.
Anlayamadım, anlayamayacağım nedenini. Biliyorum sonunu bu işin ,çünkü ben bu yolu seçtim. Hayat da çok zor değil aslında çünkü ben acı çekmeyi severim. Düşünüyorum da eğer herşey yolunda gitseydi ve ben de sana benimsin artık deseydim bu kadar sevmezdim seni. Aşk diye birşey olmazdı, bu kadar tatlı olmazdı bu acılar Uzaklar bu kadar işime gelmezdi belki de. Belki de sadece avuntumdur bu benim çünkü hiçbir zaman olmayacağını bildiğim birşeye bel bağlamak zoruma gider. Bekleyemem seni ama dosdoğru yürüyüp geçemem de yanından ,ne oldu hayatında bilmek isterim. Bir yandan da uzak dururum ama, sen devam et hayatına daha önce de söyledim ben de edeceğim çünkü hayat beklemiyor. Ama arada uğra rüyalarıma orası kurtarılmış bölge sevgilim. Orada benimsin ne ahlak, ne kara delik, ne de kalın duvarlar önemli değil sen yeter ki gel yine bana ben geçerim bütün engellerden. Benim rüyalarım onlar ellerimin tenine değebileceği yegane zamanlar. Kurtarılmış bölgeler ve kurtarılamamış zamanlarımla seni beklediğim yerler, sen yeter ki uğra arada rüyalarıma...
Çarşamba, Ekim 30, 2013
Döngü
İlk görüşte aşk diye birşey yoktur. İnsan kendini zorla aşık eder birine. Önce hoşlanırsın, uzaktan izlersin onu. Eğer beklediğin ilgiyi alırsan aşık falan olmazsın, fakat farkında bile değilse işte o zaman yandın yavaş yavaş yanmaya başlar her bir hücren teker teker. O kadar yavaş ve sakin bir biçimde ele geçirir ki seni, tatlı nefesine hayır diyemezsin. Ne yaptığının farkında olmadan dokunuşlarını sayarsın, ne zaman baktı sana her şeyiyle hatırlarsın. O bunun farkıda değil arkadaşım boşuna hayaller kurma sadece her zamanki gibi davranıyor. Herkese yaptığı gibi şakalar yapıyor sana altında bir şey arama. Tabi ki her zaman ki gibi uslu duramıyor kalbin ne kadar bağlasan da, tutmaya çalışsan da, hatta başka hedefler göstersen de malesef uçup gidiyor O'na. Sen sadece seyrederken normal hayatının yok oluşunu, O yine farkında değil olanların. küçücük bir bedenin içerisinde kopan fırtınalar yok edici düzeye ulaşır bazen içinde tutmakta zorlanırsın. Ama devam edersin sırrı saklamaya.
Vücudunu boylu boyunca saran ruhunu içten içe, yavaş yavaş eritirsin. Sanki en ufak bir anda dışarı akacakmış gibi olur kanın. Zaten en ufak bir dokunuşunda bile içinde kıpraşan birşeyler vardır. Artık başkalarının bakmasına katlanamazsın ama yinede seni içten öldüren bu sırrı açıklayamazsın. Her gün biraz daha incelir tenin saydamlaşırsın ama anlatmazsın, anlatamazsın. Ellerin git gide üşür, düşüncelerin bulanıklaşır, eskiden yaptığın şeylerden belkide keyif alamazsın. Bazen gözlerin dalar uzaklara. Yanındayken hiç kimsenin birşey anlamaması için başka çabalar sarf edersin. Belkide başka kollara sığınırsın, onlara acı çektirirsin. Kendinde nefret edersin bazen çünkü sırf O'na sarılmamak için koştuğun kollar acı çekiyordur bencilliğin yüzünden. O'nun farkında olmadan sana çektirdiği acıyı, sende başkasına çektiriyorsundur. Böylece şeytan üçgenin tamamlanır. Sonsuz bir döngü içine girer yaşam. Acı çektirdiğin kişi de başka birine acı çektirip senin bencilliğinin torununu doğurur bir şekilde ve sonsuza kadar uzanan bir başarı bırakırsın geride...
Vücudunu boylu boyunca saran ruhunu içten içe, yavaş yavaş eritirsin. Sanki en ufak bir anda dışarı akacakmış gibi olur kanın. Zaten en ufak bir dokunuşunda bile içinde kıpraşan birşeyler vardır. Artık başkalarının bakmasına katlanamazsın ama yinede seni içten öldüren bu sırrı açıklayamazsın. Her gün biraz daha incelir tenin saydamlaşırsın ama anlatmazsın, anlatamazsın. Ellerin git gide üşür, düşüncelerin bulanıklaşır, eskiden yaptığın şeylerden belkide keyif alamazsın. Bazen gözlerin dalar uzaklara. Yanındayken hiç kimsenin birşey anlamaması için başka çabalar sarf edersin. Belkide başka kollara sığınırsın, onlara acı çektirirsin. Kendinde nefret edersin bazen çünkü sırf O'na sarılmamak için koştuğun kollar acı çekiyordur bencilliğin yüzünden. O'nun farkında olmadan sana çektirdiği acıyı, sende başkasına çektiriyorsundur. Böylece şeytan üçgenin tamamlanır. Sonsuz bir döngü içine girer yaşam. Acı çektirdiğin kişi de başka birine acı çektirip senin bencilliğinin torununu doğurur bir şekilde ve sonsuza kadar uzanan bir başarı bırakırsın geride...
Cuma, Ekim 25, 2013
Her yerde
her yerde senden izler var
düşen bir yaprakta çığlığın
yağan yağmurda gözyaşın
esen rüzgarda kokun
doğan güneşte gülüşün
yürüdüğüm yollarda ayak izlerin
soluduğum havada nefesin
tenimde dokunuşun var
gözümün gördüğü
heryerde herkesdesin
izlerin heryerde
peki sen neredesin
peki sen neredesin
Pazar, Ekim 20, 2013
Mıknatıs *
Eflatun gibi bir renk alıyor gözlerimi seni düşündükçe. Nedendir bilinmez hem mutlu oluyorum, hem de binlerce küfür savuruyorum. Seni gözlerimin göremeyeceği yere götüren uzaklara lanetler ediyorum.
Sözcüklerim bin pişman çıkamadıkları için kalbimden. Kilitledim onları oraya ve anahtarı da attım dipsiz bir kuyuya. Bir bir yaktım hislerimi alev alev yanan gözlerimde. İstemeye istemeye başkasının oldum, seni beklerken. Günahlarımı saklayamam senden, kimseden. Aslında umurumda bile değil insanların bilmesi.
İncinmek bir alışkanlık olmaya başladığında anladım kaderimizi. Biz iki farklı mıknatısın aynı kutuplarıyız. Sen beni itiyorsun, ben seni. Ve bir terazi mütemadiyen tartıyor ikimizi. Hangimizde fazla varsa alıyor eksik olana veriyor bir el. Sen ne kadar günah işlediysen bende sana kızarken tüm kalbimle yana yakıla, pişman olacağımı bilerek ama kontrol edemeyerek işliyorum aynı günahları.
Hayat devam eder her zaman senin için de benim içinde. Üçüncü tekil şahıslar her zaman olacak hayatımda senin de olacağı gibi. Rahatsız değilim durumdan çünkü durumumuzu etkileyen üçüncü tekiller değil biziz. Bizde ne varsa doğuştan gelen bir lanet gibi peşimizi bırakmayacak. Üçüncü tekiller değişecek yerlerine yenileri gelecek ama biz ve lanetimiz aynı kalacağız. Paslanmayacak tek bir parçası lanetimizin ama biz yaşlanacağız.
Her zaman olduğu gibi ben uyanırken başka bir yatakta seni düşüneceğim. Her zaman olduğu gibi pişmanlığı sadece o zaman getireceğim aklıma ve bir saniyede toparlayacağım yüzümü eski halime döneceğim. Kalbimdeki ağırlık aynı şekilde var olacak şimdi olduğu gibi. Kimseyi almayacağım kalbime sen varsın diye ama yaşayacağım hayatı ve her şeyi tam zamanında yapacağım aynı senin de yapacağın gibi...
Sözcüklerim bin pişman çıkamadıkları için kalbimden. Kilitledim onları oraya ve anahtarı da attım dipsiz bir kuyuya. Bir bir yaktım hislerimi alev alev yanan gözlerimde. İstemeye istemeye başkasının oldum, seni beklerken. Günahlarımı saklayamam senden, kimseden. Aslında umurumda bile değil insanların bilmesi.
İncinmek bir alışkanlık olmaya başladığında anladım kaderimizi. Biz iki farklı mıknatısın aynı kutuplarıyız. Sen beni itiyorsun, ben seni. Ve bir terazi mütemadiyen tartıyor ikimizi. Hangimizde fazla varsa alıyor eksik olana veriyor bir el. Sen ne kadar günah işlediysen bende sana kızarken tüm kalbimle yana yakıla, pişman olacağımı bilerek ama kontrol edemeyerek işliyorum aynı günahları.
Hayat devam eder her zaman senin için de benim içinde. Üçüncü tekil şahıslar her zaman olacak hayatımda senin de olacağı gibi. Rahatsız değilim durumdan çünkü durumumuzu etkileyen üçüncü tekiller değil biziz. Bizde ne varsa doğuştan gelen bir lanet gibi peşimizi bırakmayacak. Üçüncü tekiller değişecek yerlerine yenileri gelecek ama biz ve lanetimiz aynı kalacağız. Paslanmayacak tek bir parçası lanetimizin ama biz yaşlanacağız.
Her zaman olduğu gibi ben uyanırken başka bir yatakta seni düşüneceğim. Her zaman olduğu gibi pişmanlığı sadece o zaman getireceğim aklıma ve bir saniyede toparlayacağım yüzümü eski halime döneceğim. Kalbimdeki ağırlık aynı şekilde var olacak şimdi olduğu gibi. Kimseyi almayacağım kalbime sen varsın diye ama yaşayacağım hayatı ve her şeyi tam zamanında yapacağım aynı senin de yapacağın gibi...
Ne yapmalı?
ne yapmalıyım şimdi
oturmalı mıyım evde bir başıma
yoksa bir sen daha bulmak için
çıkıp dolaşmalı mıyım sokaklarda
ne yapmalıyım şimdi
haykıra haykıra ağlamalı mıyım
yoksa gülüp geçmeli miyim
sanki hiç yaşanmamışız gibi
söyle ne yapayım şimdi ben
bir ömür geçmiş üzerimden
olduğu yerde dondurmalı mıyım hayatı
yoksa beklemelimiyim yaşlanmayı
yoksa beklemelimiyim yaşlanmayı
Cuma, Ekim 18, 2013
Yağmur
yağmur yagıyor şehre
ve benim üzerime
ve benim üzerime
tenimi deliyor
kalbimde birikiyor
boğuluyorum damlalarda
çabalamak boşuna
seviyorum yağmuru
ama yağmur beni sevmiyor
ne varsa kalbime gömdüğüm
su yüzüne çıkıyor
saklanıyorum aşkımdan kaçıyorum
beni öldüren yağmuru seviyorum
Sen misin?
Gecenin koyu beşiğinde uykusuz kaldım. Uçsuz bucaksız karanlıkta gözlerim ha açık, ha kapalı ne fark edecek? Görsem boş yatağı ne değişecek? Kalbim kırık çünkü yalnızım, her zamankinden de yalnızım ve anlatamıyorum kimseye derdimi. En zoru da bu değil mi? Ağzımdan ufacık bir kelime dökülse ortalık mahşer yerine dönecek. Sen misin benim kıyametim yoksa ben mi kendi kendimin kıyametiyim anlamadım.
suçlu kim? suç ne? anlamadım anlamayacağım. sensizlikten bahsedip duruyorum ama ben seninle olmayıda bilmiyorum. Sen hiç benim olmadın, hiç benimle olmadın. Sen hiç o sarıldığın kollardan ayrılmadın. İyi de yaptın aslında.
Ben hiçbir zaman cesur olamadım sadece öyleymişim gibi yaptım. Aklımdan kaç kere geçti dikilip karşına aklıma ne geliyorsa, içimden ne geçiyorsa söylemek ama dediğim gibi bunu yapabilecek niteliklere sahip değilim. Belkide sırf bu yüzden sana asla ulaşamayacağım. Hep etrafında olacağım, sözlerine dikkat edeceğim, belki canım sıkıldığında sana derdimi anlatmak isteyeceğim, sen üzgün olduğunda ben de kahrolmak yerine, seni teselli etmek isteyeceğim ama hiçbirini yapmayacağım. Kendime engel olarak değil, kendiliğinden gelişecek herşey çünkü sana ulaşmaya çalışmak için yeterli değilim ben.
Evet biliyorum bazen kendiliğinden geliyorsun ve ben hayır diyemiyorum işte o anlar dünyanın en zor anları. Senin aklından dahi geçmezken benim düşündüklerim... Sıradan bir sarılma, belki sıradan bir öpücük beni yerle yeksan ediyor. Üzerimdeki bütün kontrolüm gidiyor ellerimden, karşı koyamıyorum. Seni engelleyemiyorum ama daha çok da sarılamıyorum. Bunu ben kontrol etmiyorum inan bana. O kadar işlemişsin ki içime ''yasak'' olarak, istesem de seni günahtan başka birşey olarak göremiyorum.
İnanmıyorum da zaten bir gün benim olabileceğine. o kadar hayalperest değilim. Senden hiç bir şey de beklemiyorum. Her zaman ki gibi neşeli ol yeter. Ben senin etrafında dolanıyor olacağım ama merak etme yaklaşmayacağım.
Sen başkasıyla olacaksın, ben başkasıyla. İkimizde mutlu olacağız şimdiye kadar olduğumuz gibi; sen başkasıyla, ben başkasıyla. Ulaşamayacağım birini özleyeceğim ve bu özlemin ne olduğunu git gide unutacağım. Öyle bir an gelecek ki içimde sadece kap kara bir özlem kalacak, kime ait olduğunu bile hatırlamayacağım ama o ağır, vakur ve sessiz bir biçimde oturacak içimde. Ben de o ağırlığın sebebinin ne olduğunu hiç bir zaman bulamayacağım.
Belki yine böyle bir gecede hatırlayacağım hafif muzip gülüşünü ve anlayacağım ne kadar doğru, ne kadar yanlış varsa yaptığım ama daha erken. Seni emanet ettim ona, senin haberin dahi olmadan ve içim rahat...
suçlu kim? suç ne? anlamadım anlamayacağım. sensizlikten bahsedip duruyorum ama ben seninle olmayıda bilmiyorum. Sen hiç benim olmadın, hiç benimle olmadın. Sen hiç o sarıldığın kollardan ayrılmadın. İyi de yaptın aslında.
Ben hiçbir zaman cesur olamadım sadece öyleymişim gibi yaptım. Aklımdan kaç kere geçti dikilip karşına aklıma ne geliyorsa, içimden ne geçiyorsa söylemek ama dediğim gibi bunu yapabilecek niteliklere sahip değilim. Belkide sırf bu yüzden sana asla ulaşamayacağım. Hep etrafında olacağım, sözlerine dikkat edeceğim, belki canım sıkıldığında sana derdimi anlatmak isteyeceğim, sen üzgün olduğunda ben de kahrolmak yerine, seni teselli etmek isteyeceğim ama hiçbirini yapmayacağım. Kendime engel olarak değil, kendiliğinden gelişecek herşey çünkü sana ulaşmaya çalışmak için yeterli değilim ben.
Evet biliyorum bazen kendiliğinden geliyorsun ve ben hayır diyemiyorum işte o anlar dünyanın en zor anları. Senin aklından dahi geçmezken benim düşündüklerim... Sıradan bir sarılma, belki sıradan bir öpücük beni yerle yeksan ediyor. Üzerimdeki bütün kontrolüm gidiyor ellerimden, karşı koyamıyorum. Seni engelleyemiyorum ama daha çok da sarılamıyorum. Bunu ben kontrol etmiyorum inan bana. O kadar işlemişsin ki içime ''yasak'' olarak, istesem de seni günahtan başka birşey olarak göremiyorum.
İnanmıyorum da zaten bir gün benim olabileceğine. o kadar hayalperest değilim. Senden hiç bir şey de beklemiyorum. Her zaman ki gibi neşeli ol yeter. Ben senin etrafında dolanıyor olacağım ama merak etme yaklaşmayacağım.
Sen başkasıyla olacaksın, ben başkasıyla. İkimizde mutlu olacağız şimdiye kadar olduğumuz gibi; sen başkasıyla, ben başkasıyla. Ulaşamayacağım birini özleyeceğim ve bu özlemin ne olduğunu git gide unutacağım. Öyle bir an gelecek ki içimde sadece kap kara bir özlem kalacak, kime ait olduğunu bile hatırlamayacağım ama o ağır, vakur ve sessiz bir biçimde oturacak içimde. Ben de o ağırlığın sebebinin ne olduğunu hiç bir zaman bulamayacağım.
Belki yine böyle bir gecede hatırlayacağım hafif muzip gülüşünü ve anlayacağım ne kadar doğru, ne kadar yanlış varsa yaptığım ama daha erken. Seni emanet ettim ona, senin haberin dahi olmadan ve içim rahat...
Perşembe, Ekim 17, 2013
Yapacak birşey yok
yapacak bir şey yok
aşk bitti çoktan
gidecek yer çok
kalp çıktı yoldan
bu kalbin hali yok
vazgeçti yardan
çıkarıp diriltmek zor
aşkı mezarından
çocukluğum salıncak
korktuğum düşmekten
elbet yıllar geçecek
ruhum büyümeden
Çarşamba, Ekim 16, 2013
Sabret
Bir kere terkedildin, sevilmedin, aldatıldın diye aşka küsecek misin? Yapma bunu. Her zaman bekleyen incinmiş ve seni hakkıyla sevebilecek biri vardır. Üzülme ne derler bilirsin çok güzel bir şey olacaksa hayatında öncelikle haketmelisin, acı çekmelisin. Bekle zaten yapabileceğin bir şey yok ama sabırla bekle.
Kapına her geleni de ''O'' sanma ama, tedbirli ol çünkü kalp kırıkları öyle kolay iyileşmiyor. Zamanlaman mükemmel olmalı tam da hiç beklemediğin ama her şeyinle hazır olduğun bir anda aşık olacaksın, sanki her hücrenle bunu bekliyormuş buna hazırlanıyormuş gibi. Sen bile farkına varmayacaksın ilk başta sonra bir bakacaksın hayatın ''O'' olmuş değiştiremiyorsun tek bir kusurunu çünkü her şeyiyle seviyorsun.
Sabret bunlar olacak bir gün ama her kapına geleni alma içeri çünkü ayrımı yapamazsın sonra. Kim gerçekten seviyor, kim yalan söylüyor anlayamazsın. Eğer çok fazla yalana alışırsan göremezsin gerçek aşkı ve bu sefer o çok nefret ettiğin kişi olursun. Acı çekmezsin hiç ama hiçbir zaman da bulamazsın o aşkı çünkü bir kere olmuşsundur o kalpsiz, gaddar, yalancı insanlardan.
Her önüne gelene seni seviyorum yalanını söylemekten gerçekten söyleyemezsin sevdiğinde yada inanmazsın sevdiğine. İşte tamda bu yüzden sabretmelisin, beklemelisin.Her insan hak eder sevilmeyi, sevilir de ama fark edemez hangisi gerçek, hangisi yalan.
Kapına her geleni de ''O'' sanma ama, tedbirli ol çünkü kalp kırıkları öyle kolay iyileşmiyor. Zamanlaman mükemmel olmalı tam da hiç beklemediğin ama her şeyinle hazır olduğun bir anda aşık olacaksın, sanki her hücrenle bunu bekliyormuş buna hazırlanıyormuş gibi. Sen bile farkına varmayacaksın ilk başta sonra bir bakacaksın hayatın ''O'' olmuş değiştiremiyorsun tek bir kusurunu çünkü her şeyiyle seviyorsun.
Sabret bunlar olacak bir gün ama her kapına geleni alma içeri çünkü ayrımı yapamazsın sonra. Kim gerçekten seviyor, kim yalan söylüyor anlayamazsın. Eğer çok fazla yalana alışırsan göremezsin gerçek aşkı ve bu sefer o çok nefret ettiğin kişi olursun. Acı çekmezsin hiç ama hiçbir zaman da bulamazsın o aşkı çünkü bir kere olmuşsundur o kalpsiz, gaddar, yalancı insanlardan.
Her önüne gelene seni seviyorum yalanını söylemekten gerçekten söyleyemezsin sevdiğinde yada inanmazsın sevdiğine. İşte tamda bu yüzden sabretmelisin, beklemelisin.Her insan hak eder sevilmeyi, sevilir de ama fark edemez hangisi gerçek, hangisi yalan.
Bazen
İnsanın kendine itiraf edemediği şeyleri başkasından duyması kadar acı verici birşey olamaz.Mesela birine aşıksındır ama bu aşkı farketmen senin için hiç de iyi olmayacaktır ve şuursuzca söylenen bir arkadaş sözüyle fark edersin.
Keşke farketmeseydim, keşke arasaydım içimde ''nedir bu acı?'' diye ama fark etmeseydim ne olduğunu çünkü derdinin dermanını bilip de çaresiz kalmak kadar acı verici bir şey olamaz. Ben durumumu kabullendim tabiki benim olmak istediğim yerde başkasının olmasını normal karşılıyorum artık çünkü ne elimden birşey gelir, ne de bir şey olsun isterim bu saatten sonra. Ben kendi kendime tıkadım yollarımı biliyorum. mutlu ''O'' ve bu beni de mutlu eder. O'nun kolları sarıldıkça başkasına ben üşüyorum, istiyorum ki o kollar benden başkasına sarılmasın. Sonra bir an durup düşünüyorum, özlemimi yok sayıyorum ve diyorum kendime senin olsa o kollar ne farkedecek bir gün her şey bitiyor bırak böyle ölümsüz kalsın bırak bir umut hayal edecek birşey kalsın sana.
Keşke farketmeseydim, keşke arasaydım içimde ''nedir bu acı?'' diye ama fark etmeseydim ne olduğunu çünkü derdinin dermanını bilip de çaresiz kalmak kadar acı verici bir şey olamaz. Ben durumumu kabullendim tabiki benim olmak istediğim yerde başkasının olmasını normal karşılıyorum artık çünkü ne elimden birşey gelir, ne de bir şey olsun isterim bu saatten sonra. Ben kendi kendime tıkadım yollarımı biliyorum. mutlu ''O'' ve bu beni de mutlu eder. O'nun kolları sarıldıkça başkasına ben üşüyorum, istiyorum ki o kollar benden başkasına sarılmasın. Sonra bir an durup düşünüyorum, özlemimi yok sayıyorum ve diyorum kendime senin olsa o kollar ne farkedecek bir gün her şey bitiyor bırak böyle ölümsüz kalsın bırak bir umut hayal edecek birşey kalsın sana.
Ayçiçeği
güneşin haberi yok
istemeden de olsa yüzünü
güneşe çevirmiş her gün
ayçiçeği kıskanmış güneşi
diğer çiçeklerden
insanlardan ağaçlardan
hiçbirinin haberi yok
öyle kıskanmış ki
ağaçlar engellemiş güneşi
insanlar su vermez yağmurlar yağmaz olmuş
herkes kötü olmuş sanki
sonunda ayçiçeği ölmüş
ne insanların ne ağaçların
ne güneşin ne yağmurun haberi olmuş
sadece toprak yas tutmuş
Pazartesi, Ekim 14, 2013
Ben biliyorum
Bir kez değerse tenin tenime ölümüm olur biliyorum ama her seferinde seni tekrar istiyorum.
Dokunamadan sevmek nedir?
En iyi ben bilirim sevgilim çünkü seni başka kollara emanet ettim...
Adam
Aydınlık bir gecede hapis kaldım. Sen en tatlı uykundayken, ben zalim acımasız bir aydınlıktayım. Dayanamaz gözlerim ve yüreğim darmadağın. Zorlukla açık tutuyorum gözlerimi. Yetmiyor sözcükler ağırlığını anlatmaya yüreğimin. Bazen dinliyorum söylediğin şarkıları ve sesini özlüyorum. Unuttum kokunu çoktan. Fotoğraflar zaten eskimiş birer hatıra sadece, iyileştirmiyor yaralarımı. Siması bulanık, aklı karışık, kolları herkese sıcak ama bana soğuk , kendisi uzak, sevgisi hiç olan adam neredesin? Yalvarsam gelir misin?
Yüreğim
yüreğimi bıraktım geride
çok uzaklarda bir yerde
haberi bile yok belkide
atlantiğin orta yerinde
küçük sırrım olacaksın
kanatıp yaralayacaksın
ama asla açıklanmayacaksın
kimselere duyurulmayacaksın
burnunun direği sızlar
duyunca sesini, kokusunu
veda etmemek çözüm değil özleme
Yaşanmamış şeyler
söylenmemiş sözlerim var benim
itiraf edilmemiş duygularım
yaşanmamış günlerim
ve sevemediğim aşklarım
gidilmemiş yerlerim
görülmemiş insanlarım var
yaşamadığım duygular
göstermediğim renklerim var
koklamadığım çiçeklerim
duymadığım ezgilerim var
yüzmediğim denizler
aşmadığım okyanuslar var
affedilmediğim kalpler
affetmediğim insanlar
dökemediğim gözyaşlarım
yaşayamadığım anılarım var
Kanım soğumadı *
sen hiç birini öldürdün mü
acımadan toprağa gömdün mü
üşümesin diye üzerini pişmanlığınla
örttün mü
sen hiç kendi ölümünü gördün mü
aynaya baktığımda her gün
ölümü görüyorum ben
feri sönmüş gözlerimin
çürümeye başlamış göğüs kafesim
zaman avuçlarımda kum
bir kısmını sana verdim
geri kalanıda tutamadım akıp gitti
karşı koyamadığım gözyaşlarım gibi
kansız bıçaksız öldürdüm kendimi
kimsenin olmadı haberi
üzerimden ne rüzgarlar esip geçti
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















