İlk görüşte aşk diye birşey yoktur. İnsan kendini zorla aşık eder birine. Önce hoşlanırsın, uzaktan izlersin onu. Eğer beklediğin ilgiyi alırsan aşık falan olmazsın, fakat farkında bile değilse işte o zaman yandın yavaş yavaş yanmaya başlar her bir hücren teker teker. O kadar yavaş ve sakin bir biçimde ele geçirir ki seni, tatlı nefesine hayır diyemezsin. Ne yaptığının farkında olmadan dokunuşlarını sayarsın, ne zaman baktı sana her şeyiyle hatırlarsın. O bunun farkıda değil arkadaşım boşuna hayaller kurma sadece her zamanki gibi davranıyor. Herkese yaptığı gibi şakalar yapıyor sana altında bir şey arama. Tabi ki her zaman ki gibi uslu duramıyor kalbin ne kadar bağlasan da, tutmaya çalışsan da, hatta başka hedefler göstersen de malesef uçup gidiyor O'na. Sen sadece seyrederken normal hayatının yok oluşunu, O yine farkında değil olanların. küçücük bir bedenin içerisinde kopan fırtınalar yok edici düzeye ulaşır bazen içinde tutmakta zorlanırsın. Ama devam edersin sırrı saklamaya.
Vücudunu boylu boyunca saran ruhunu içten içe, yavaş yavaş eritirsin. Sanki en ufak bir anda dışarı akacakmış gibi olur kanın. Zaten en ufak bir dokunuşunda bile içinde kıpraşan birşeyler vardır. Artık başkalarının bakmasına katlanamazsın ama yinede seni içten öldüren bu sırrı açıklayamazsın. Her gün biraz daha incelir tenin saydamlaşırsın ama anlatmazsın, anlatamazsın. Ellerin git gide üşür, düşüncelerin bulanıklaşır, eskiden yaptığın şeylerden belkide keyif alamazsın. Bazen gözlerin dalar uzaklara. Yanındayken hiç kimsenin birşey anlamaması için başka çabalar sarf edersin. Belkide başka kollara sığınırsın, onlara acı çektirirsin. Kendinde nefret edersin bazen çünkü sırf O'na sarılmamak için koştuğun kollar acı çekiyordur bencilliğin yüzünden. O'nun farkında olmadan sana çektirdiği acıyı, sende başkasına çektiriyorsundur. Böylece şeytan üçgenin tamamlanır. Sonsuz bir döngü içine girer yaşam. Acı çektirdiğin kişi de başka birine acı çektirip senin bencilliğinin torununu doğurur bir şekilde ve sonsuza kadar uzanan bir başarı bırakırsın geride...
...
Şiir dediğin nedir ki? İki anın aynı mısrada öpüşmesi...
Brokoli
Çarşamba, Ekim 30, 2013
Cuma, Ekim 25, 2013
Her yerde
her yerde senden izler var
düşen bir yaprakta çığlığın
yağan yağmurda gözyaşın
esen rüzgarda kokun
doğan güneşte gülüşün
yürüdüğüm yollarda ayak izlerin
soluduğum havada nefesin
tenimde dokunuşun var
gözümün gördüğü
heryerde herkesdesin
izlerin heryerde
peki sen neredesin
peki sen neredesin
Pazar, Ekim 20, 2013
Mıknatıs *
Eflatun gibi bir renk alıyor gözlerimi seni düşündükçe. Nedendir bilinmez hem mutlu oluyorum, hem de binlerce küfür savuruyorum. Seni gözlerimin göremeyeceği yere götüren uzaklara lanetler ediyorum.
Sözcüklerim bin pişman çıkamadıkları için kalbimden. Kilitledim onları oraya ve anahtarı da attım dipsiz bir kuyuya. Bir bir yaktım hislerimi alev alev yanan gözlerimde. İstemeye istemeye başkasının oldum, seni beklerken. Günahlarımı saklayamam senden, kimseden. Aslında umurumda bile değil insanların bilmesi.
İncinmek bir alışkanlık olmaya başladığında anladım kaderimizi. Biz iki farklı mıknatısın aynı kutuplarıyız. Sen beni itiyorsun, ben seni. Ve bir terazi mütemadiyen tartıyor ikimizi. Hangimizde fazla varsa alıyor eksik olana veriyor bir el. Sen ne kadar günah işlediysen bende sana kızarken tüm kalbimle yana yakıla, pişman olacağımı bilerek ama kontrol edemeyerek işliyorum aynı günahları.
Hayat devam eder her zaman senin için de benim içinde. Üçüncü tekil şahıslar her zaman olacak hayatımda senin de olacağı gibi. Rahatsız değilim durumdan çünkü durumumuzu etkileyen üçüncü tekiller değil biziz. Bizde ne varsa doğuştan gelen bir lanet gibi peşimizi bırakmayacak. Üçüncü tekiller değişecek yerlerine yenileri gelecek ama biz ve lanetimiz aynı kalacağız. Paslanmayacak tek bir parçası lanetimizin ama biz yaşlanacağız.
Her zaman olduğu gibi ben uyanırken başka bir yatakta seni düşüneceğim. Her zaman olduğu gibi pişmanlığı sadece o zaman getireceğim aklıma ve bir saniyede toparlayacağım yüzümü eski halime döneceğim. Kalbimdeki ağırlık aynı şekilde var olacak şimdi olduğu gibi. Kimseyi almayacağım kalbime sen varsın diye ama yaşayacağım hayatı ve her şeyi tam zamanında yapacağım aynı senin de yapacağın gibi...
Sözcüklerim bin pişman çıkamadıkları için kalbimden. Kilitledim onları oraya ve anahtarı da attım dipsiz bir kuyuya. Bir bir yaktım hislerimi alev alev yanan gözlerimde. İstemeye istemeye başkasının oldum, seni beklerken. Günahlarımı saklayamam senden, kimseden. Aslında umurumda bile değil insanların bilmesi.
İncinmek bir alışkanlık olmaya başladığında anladım kaderimizi. Biz iki farklı mıknatısın aynı kutuplarıyız. Sen beni itiyorsun, ben seni. Ve bir terazi mütemadiyen tartıyor ikimizi. Hangimizde fazla varsa alıyor eksik olana veriyor bir el. Sen ne kadar günah işlediysen bende sana kızarken tüm kalbimle yana yakıla, pişman olacağımı bilerek ama kontrol edemeyerek işliyorum aynı günahları.
Hayat devam eder her zaman senin için de benim içinde. Üçüncü tekil şahıslar her zaman olacak hayatımda senin de olacağı gibi. Rahatsız değilim durumdan çünkü durumumuzu etkileyen üçüncü tekiller değil biziz. Bizde ne varsa doğuştan gelen bir lanet gibi peşimizi bırakmayacak. Üçüncü tekiller değişecek yerlerine yenileri gelecek ama biz ve lanetimiz aynı kalacağız. Paslanmayacak tek bir parçası lanetimizin ama biz yaşlanacağız.
Her zaman olduğu gibi ben uyanırken başka bir yatakta seni düşüneceğim. Her zaman olduğu gibi pişmanlığı sadece o zaman getireceğim aklıma ve bir saniyede toparlayacağım yüzümü eski halime döneceğim. Kalbimdeki ağırlık aynı şekilde var olacak şimdi olduğu gibi. Kimseyi almayacağım kalbime sen varsın diye ama yaşayacağım hayatı ve her şeyi tam zamanında yapacağım aynı senin de yapacağın gibi...
Ne yapmalı?
ne yapmalıyım şimdi
oturmalı mıyım evde bir başıma
yoksa bir sen daha bulmak için
çıkıp dolaşmalı mıyım sokaklarda
ne yapmalıyım şimdi
haykıra haykıra ağlamalı mıyım
yoksa gülüp geçmeli miyim
sanki hiç yaşanmamışız gibi
söyle ne yapayım şimdi ben
bir ömür geçmiş üzerimden
olduğu yerde dondurmalı mıyım hayatı
yoksa beklemelimiyim yaşlanmayı
yoksa beklemelimiyim yaşlanmayı
Cuma, Ekim 18, 2013
Yağmur
yağmur yagıyor şehre
ve benim üzerime
ve benim üzerime
tenimi deliyor
kalbimde birikiyor
boğuluyorum damlalarda
çabalamak boşuna
seviyorum yağmuru
ama yağmur beni sevmiyor
ne varsa kalbime gömdüğüm
su yüzüne çıkıyor
saklanıyorum aşkımdan kaçıyorum
beni öldüren yağmuru seviyorum
Sen misin?
Gecenin koyu beşiğinde uykusuz kaldım. Uçsuz bucaksız karanlıkta gözlerim ha açık, ha kapalı ne fark edecek? Görsem boş yatağı ne değişecek? Kalbim kırık çünkü yalnızım, her zamankinden de yalnızım ve anlatamıyorum kimseye derdimi. En zoru da bu değil mi? Ağzımdan ufacık bir kelime dökülse ortalık mahşer yerine dönecek. Sen misin benim kıyametim yoksa ben mi kendi kendimin kıyametiyim anlamadım.
suçlu kim? suç ne? anlamadım anlamayacağım. sensizlikten bahsedip duruyorum ama ben seninle olmayıda bilmiyorum. Sen hiç benim olmadın, hiç benimle olmadın. Sen hiç o sarıldığın kollardan ayrılmadın. İyi de yaptın aslında.
Ben hiçbir zaman cesur olamadım sadece öyleymişim gibi yaptım. Aklımdan kaç kere geçti dikilip karşına aklıma ne geliyorsa, içimden ne geçiyorsa söylemek ama dediğim gibi bunu yapabilecek niteliklere sahip değilim. Belkide sırf bu yüzden sana asla ulaşamayacağım. Hep etrafında olacağım, sözlerine dikkat edeceğim, belki canım sıkıldığında sana derdimi anlatmak isteyeceğim, sen üzgün olduğunda ben de kahrolmak yerine, seni teselli etmek isteyeceğim ama hiçbirini yapmayacağım. Kendime engel olarak değil, kendiliğinden gelişecek herşey çünkü sana ulaşmaya çalışmak için yeterli değilim ben.
Evet biliyorum bazen kendiliğinden geliyorsun ve ben hayır diyemiyorum işte o anlar dünyanın en zor anları. Senin aklından dahi geçmezken benim düşündüklerim... Sıradan bir sarılma, belki sıradan bir öpücük beni yerle yeksan ediyor. Üzerimdeki bütün kontrolüm gidiyor ellerimden, karşı koyamıyorum. Seni engelleyemiyorum ama daha çok da sarılamıyorum. Bunu ben kontrol etmiyorum inan bana. O kadar işlemişsin ki içime ''yasak'' olarak, istesem de seni günahtan başka birşey olarak göremiyorum.
İnanmıyorum da zaten bir gün benim olabileceğine. o kadar hayalperest değilim. Senden hiç bir şey de beklemiyorum. Her zaman ki gibi neşeli ol yeter. Ben senin etrafında dolanıyor olacağım ama merak etme yaklaşmayacağım.
Sen başkasıyla olacaksın, ben başkasıyla. İkimizde mutlu olacağız şimdiye kadar olduğumuz gibi; sen başkasıyla, ben başkasıyla. Ulaşamayacağım birini özleyeceğim ve bu özlemin ne olduğunu git gide unutacağım. Öyle bir an gelecek ki içimde sadece kap kara bir özlem kalacak, kime ait olduğunu bile hatırlamayacağım ama o ağır, vakur ve sessiz bir biçimde oturacak içimde. Ben de o ağırlığın sebebinin ne olduğunu hiç bir zaman bulamayacağım.
Belki yine böyle bir gecede hatırlayacağım hafif muzip gülüşünü ve anlayacağım ne kadar doğru, ne kadar yanlış varsa yaptığım ama daha erken. Seni emanet ettim ona, senin haberin dahi olmadan ve içim rahat...
suçlu kim? suç ne? anlamadım anlamayacağım. sensizlikten bahsedip duruyorum ama ben seninle olmayıda bilmiyorum. Sen hiç benim olmadın, hiç benimle olmadın. Sen hiç o sarıldığın kollardan ayrılmadın. İyi de yaptın aslında.
Ben hiçbir zaman cesur olamadım sadece öyleymişim gibi yaptım. Aklımdan kaç kere geçti dikilip karşına aklıma ne geliyorsa, içimden ne geçiyorsa söylemek ama dediğim gibi bunu yapabilecek niteliklere sahip değilim. Belkide sırf bu yüzden sana asla ulaşamayacağım. Hep etrafında olacağım, sözlerine dikkat edeceğim, belki canım sıkıldığında sana derdimi anlatmak isteyeceğim, sen üzgün olduğunda ben de kahrolmak yerine, seni teselli etmek isteyeceğim ama hiçbirini yapmayacağım. Kendime engel olarak değil, kendiliğinden gelişecek herşey çünkü sana ulaşmaya çalışmak için yeterli değilim ben.
Evet biliyorum bazen kendiliğinden geliyorsun ve ben hayır diyemiyorum işte o anlar dünyanın en zor anları. Senin aklından dahi geçmezken benim düşündüklerim... Sıradan bir sarılma, belki sıradan bir öpücük beni yerle yeksan ediyor. Üzerimdeki bütün kontrolüm gidiyor ellerimden, karşı koyamıyorum. Seni engelleyemiyorum ama daha çok da sarılamıyorum. Bunu ben kontrol etmiyorum inan bana. O kadar işlemişsin ki içime ''yasak'' olarak, istesem de seni günahtan başka birşey olarak göremiyorum.
İnanmıyorum da zaten bir gün benim olabileceğine. o kadar hayalperest değilim. Senden hiç bir şey de beklemiyorum. Her zaman ki gibi neşeli ol yeter. Ben senin etrafında dolanıyor olacağım ama merak etme yaklaşmayacağım.
Sen başkasıyla olacaksın, ben başkasıyla. İkimizde mutlu olacağız şimdiye kadar olduğumuz gibi; sen başkasıyla, ben başkasıyla. Ulaşamayacağım birini özleyeceğim ve bu özlemin ne olduğunu git gide unutacağım. Öyle bir an gelecek ki içimde sadece kap kara bir özlem kalacak, kime ait olduğunu bile hatırlamayacağım ama o ağır, vakur ve sessiz bir biçimde oturacak içimde. Ben de o ağırlığın sebebinin ne olduğunu hiç bir zaman bulamayacağım.
Belki yine böyle bir gecede hatırlayacağım hafif muzip gülüşünü ve anlayacağım ne kadar doğru, ne kadar yanlış varsa yaptığım ama daha erken. Seni emanet ettim ona, senin haberin dahi olmadan ve içim rahat...
Perşembe, Ekim 17, 2013
Yapacak birşey yok
yapacak bir şey yok
aşk bitti çoktan
gidecek yer çok
kalp çıktı yoldan
bu kalbin hali yok
vazgeçti yardan
çıkarıp diriltmek zor
aşkı mezarından
çocukluğum salıncak
korktuğum düşmekten
elbet yıllar geçecek
ruhum büyümeden
Çarşamba, Ekim 16, 2013
Sabret
Bir kere terkedildin, sevilmedin, aldatıldın diye aşka küsecek misin? Yapma bunu. Her zaman bekleyen incinmiş ve seni hakkıyla sevebilecek biri vardır. Üzülme ne derler bilirsin çok güzel bir şey olacaksa hayatında öncelikle haketmelisin, acı çekmelisin. Bekle zaten yapabileceğin bir şey yok ama sabırla bekle.
Kapına her geleni de ''O'' sanma ama, tedbirli ol çünkü kalp kırıkları öyle kolay iyileşmiyor. Zamanlaman mükemmel olmalı tam da hiç beklemediğin ama her şeyinle hazır olduğun bir anda aşık olacaksın, sanki her hücrenle bunu bekliyormuş buna hazırlanıyormuş gibi. Sen bile farkına varmayacaksın ilk başta sonra bir bakacaksın hayatın ''O'' olmuş değiştiremiyorsun tek bir kusurunu çünkü her şeyiyle seviyorsun.
Sabret bunlar olacak bir gün ama her kapına geleni alma içeri çünkü ayrımı yapamazsın sonra. Kim gerçekten seviyor, kim yalan söylüyor anlayamazsın. Eğer çok fazla yalana alışırsan göremezsin gerçek aşkı ve bu sefer o çok nefret ettiğin kişi olursun. Acı çekmezsin hiç ama hiçbir zaman da bulamazsın o aşkı çünkü bir kere olmuşsundur o kalpsiz, gaddar, yalancı insanlardan.
Her önüne gelene seni seviyorum yalanını söylemekten gerçekten söyleyemezsin sevdiğinde yada inanmazsın sevdiğine. İşte tamda bu yüzden sabretmelisin, beklemelisin.Her insan hak eder sevilmeyi, sevilir de ama fark edemez hangisi gerçek, hangisi yalan.
Kapına her geleni de ''O'' sanma ama, tedbirli ol çünkü kalp kırıkları öyle kolay iyileşmiyor. Zamanlaman mükemmel olmalı tam da hiç beklemediğin ama her şeyinle hazır olduğun bir anda aşık olacaksın, sanki her hücrenle bunu bekliyormuş buna hazırlanıyormuş gibi. Sen bile farkına varmayacaksın ilk başta sonra bir bakacaksın hayatın ''O'' olmuş değiştiremiyorsun tek bir kusurunu çünkü her şeyiyle seviyorsun.
Sabret bunlar olacak bir gün ama her kapına geleni alma içeri çünkü ayrımı yapamazsın sonra. Kim gerçekten seviyor, kim yalan söylüyor anlayamazsın. Eğer çok fazla yalana alışırsan göremezsin gerçek aşkı ve bu sefer o çok nefret ettiğin kişi olursun. Acı çekmezsin hiç ama hiçbir zaman da bulamazsın o aşkı çünkü bir kere olmuşsundur o kalpsiz, gaddar, yalancı insanlardan.
Her önüne gelene seni seviyorum yalanını söylemekten gerçekten söyleyemezsin sevdiğinde yada inanmazsın sevdiğine. İşte tamda bu yüzden sabretmelisin, beklemelisin.Her insan hak eder sevilmeyi, sevilir de ama fark edemez hangisi gerçek, hangisi yalan.
Bazen
İnsanın kendine itiraf edemediği şeyleri başkasından duyması kadar acı verici birşey olamaz.Mesela birine aşıksındır ama bu aşkı farketmen senin için hiç de iyi olmayacaktır ve şuursuzca söylenen bir arkadaş sözüyle fark edersin.
Keşke farketmeseydim, keşke arasaydım içimde ''nedir bu acı?'' diye ama fark etmeseydim ne olduğunu çünkü derdinin dermanını bilip de çaresiz kalmak kadar acı verici bir şey olamaz. Ben durumumu kabullendim tabiki benim olmak istediğim yerde başkasının olmasını normal karşılıyorum artık çünkü ne elimden birşey gelir, ne de bir şey olsun isterim bu saatten sonra. Ben kendi kendime tıkadım yollarımı biliyorum. mutlu ''O'' ve bu beni de mutlu eder. O'nun kolları sarıldıkça başkasına ben üşüyorum, istiyorum ki o kollar benden başkasına sarılmasın. Sonra bir an durup düşünüyorum, özlemimi yok sayıyorum ve diyorum kendime senin olsa o kollar ne farkedecek bir gün her şey bitiyor bırak böyle ölümsüz kalsın bırak bir umut hayal edecek birşey kalsın sana.
Keşke farketmeseydim, keşke arasaydım içimde ''nedir bu acı?'' diye ama fark etmeseydim ne olduğunu çünkü derdinin dermanını bilip de çaresiz kalmak kadar acı verici bir şey olamaz. Ben durumumu kabullendim tabiki benim olmak istediğim yerde başkasının olmasını normal karşılıyorum artık çünkü ne elimden birşey gelir, ne de bir şey olsun isterim bu saatten sonra. Ben kendi kendime tıkadım yollarımı biliyorum. mutlu ''O'' ve bu beni de mutlu eder. O'nun kolları sarıldıkça başkasına ben üşüyorum, istiyorum ki o kollar benden başkasına sarılmasın. Sonra bir an durup düşünüyorum, özlemimi yok sayıyorum ve diyorum kendime senin olsa o kollar ne farkedecek bir gün her şey bitiyor bırak böyle ölümsüz kalsın bırak bir umut hayal edecek birşey kalsın sana.
Ayçiçeği
güneşin haberi yok
istemeden de olsa yüzünü
güneşe çevirmiş her gün
ayçiçeği kıskanmış güneşi
diğer çiçeklerden
insanlardan ağaçlardan
hiçbirinin haberi yok
öyle kıskanmış ki
ağaçlar engellemiş güneşi
insanlar su vermez yağmurlar yağmaz olmuş
herkes kötü olmuş sanki
sonunda ayçiçeği ölmüş
ne insanların ne ağaçların
ne güneşin ne yağmurun haberi olmuş
sadece toprak yas tutmuş
Pazartesi, Ekim 14, 2013
Ben biliyorum
Bir kez değerse tenin tenime ölümüm olur biliyorum ama her seferinde seni tekrar istiyorum.
Dokunamadan sevmek nedir?
En iyi ben bilirim sevgilim çünkü seni başka kollara emanet ettim...
Adam
Aydınlık bir gecede hapis kaldım. Sen en tatlı uykundayken, ben zalim acımasız bir aydınlıktayım. Dayanamaz gözlerim ve yüreğim darmadağın. Zorlukla açık tutuyorum gözlerimi. Yetmiyor sözcükler ağırlığını anlatmaya yüreğimin. Bazen dinliyorum söylediğin şarkıları ve sesini özlüyorum. Unuttum kokunu çoktan. Fotoğraflar zaten eskimiş birer hatıra sadece, iyileştirmiyor yaralarımı. Siması bulanık, aklı karışık, kolları herkese sıcak ama bana soğuk , kendisi uzak, sevgisi hiç olan adam neredesin? Yalvarsam gelir misin?
Yüreğim
yüreğimi bıraktım geride
çok uzaklarda bir yerde
haberi bile yok belkide
atlantiğin orta yerinde
küçük sırrım olacaksın
kanatıp yaralayacaksın
ama asla açıklanmayacaksın
kimselere duyurulmayacaksın
burnunun direği sızlar
duyunca sesini, kokusunu
veda etmemek çözüm değil özleme
Yaşanmamış şeyler
söylenmemiş sözlerim var benim
itiraf edilmemiş duygularım
yaşanmamış günlerim
ve sevemediğim aşklarım
gidilmemiş yerlerim
görülmemiş insanlarım var
yaşamadığım duygular
göstermediğim renklerim var
koklamadığım çiçeklerim
duymadığım ezgilerim var
yüzmediğim denizler
aşmadığım okyanuslar var
affedilmediğim kalpler
affetmediğim insanlar
dökemediğim gözyaşlarım
yaşayamadığım anılarım var
Kanım soğumadı *
sen hiç birini öldürdün mü
acımadan toprağa gömdün mü
üşümesin diye üzerini pişmanlığınla
örttün mü
sen hiç kendi ölümünü gördün mü
aynaya baktığımda her gün
ölümü görüyorum ben
feri sönmüş gözlerimin
çürümeye başlamış göğüs kafesim
zaman avuçlarımda kum
bir kısmını sana verdim
geri kalanıda tutamadım akıp gitti
karşı koyamadığım gözyaşlarım gibi
kansız bıçaksız öldürdüm kendimi
kimsenin olmadı haberi
üzerimden ne rüzgarlar esip geçti
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















