...

Şiir dediğin nedir ki? İki anın aynı mısrada öpüşmesi...


Brokoli

Pazar, Ekim 20, 2013

Mıknatıs *

 Eflatun gibi bir renk alıyor gözlerimi seni düşündükçe. Nedendir bilinmez hem mutlu oluyorum, hem de binlerce küfür savuruyorum. Seni gözlerimin göremeyeceği yere götüren uzaklara lanetler ediyorum.
 Sözcüklerim bin pişman çıkamadıkları için kalbimden. Kilitledim onları oraya ve anahtarı da attım dipsiz bir kuyuya. Bir bir yaktım hislerimi alev alev yanan gözlerimde. İstemeye istemeye başkasının oldum, seni beklerken.  Günahlarımı saklayamam senden, kimseden. Aslında umurumda bile değil insanların bilmesi.
 İncinmek bir alışkanlık olmaya başladığında anladım kaderimizi. Biz iki farklı mıknatısın aynı kutuplarıyız. Sen beni itiyorsun, ben seni. Ve bir terazi mütemadiyen tartıyor ikimizi. Hangimizde fazla varsa alıyor eksik olana veriyor bir el. Sen ne kadar günah işlediysen bende sana kızarken tüm kalbimle yana yakıla, pişman olacağımı bilerek ama kontrol edemeyerek işliyorum aynı günahları.
 Hayat devam eder her zaman senin için de benim içinde. Üçüncü tekil şahıslar her zaman olacak hayatımda senin de olacağı gibi. Rahatsız değilim durumdan çünkü durumumuzu etkileyen üçüncü tekiller değil biziz. Bizde ne varsa doğuştan gelen bir lanet gibi peşimizi bırakmayacak. Üçüncü tekiller değişecek yerlerine yenileri gelecek ama biz ve lanetimiz aynı kalacağız. Paslanmayacak tek bir parçası lanetimizin ama biz yaşlanacağız.
 Her zaman olduğu gibi ben uyanırken başka bir yatakta seni düşüneceğim. Her zaman olduğu gibi pişmanlığı sadece o zaman getireceğim aklıma ve bir saniyede toparlayacağım yüzümü eski halime döneceğim. Kalbimdeki ağırlık aynı şekilde var olacak şimdi olduğu gibi. Kimseyi almayacağım kalbime sen varsın diye ama yaşayacağım hayatı ve her şeyi tam zamanında yapacağım aynı senin de yapacağın gibi...


Hiç yorum yok: