Dışarıda usulca esen rüzgar mıydı? yoksa saçların mı? Bir fısıltı gibi başlayıp, çığlık çığlığa devam eden, adını söyleyen yağmur muydu? yoksa bana sonsuz bir boşluk muşum gibi bakan gözlerin mi?
Gecelerce süren bir macera gibi rüyalarım, hepsi de kötü sonla bitiyor. Gerçekten üzgün müyüm? yoksa ben mi yarattım bu sanal acıyı zihnimde? Acının sözlükteki anlamları beni ırgalamıyor artık çünkü anlamı yetersiz kalıyor tüm sözlüklerin. Anlatmak istediğimi anlamıyor sağır kulakların. Bana her zaman yakın ve bir o kadar sağır olan kulakların, söylediğim üstü belki biraz kapalı sözlerin tek kelimesini anlamıyor.
Gözlerin, sana çok yakın olduğumdan belki, göremiyor neler yaptığımı. Yani uzun lafın kısası acı kelimesi bile benim için anlamını yitirdi artık, bu mazoşist düzende kendime bir yer edinmeye çalışırken. Tüm sinir hücrelerimi kaybettiğimden belki, acı duymaz oldum yada senden gelen hiç bir şeyin hayırlı olmayacağını bildiğimden, senden gelen her şeye kapadım kendimi.
Bilemiyorum hayat mı çok kısa?
Yoksa seni elde etmek mi çok zor?
Karar verememek de kolay değil mesela. Bazen ''çık karşısına anlat'' diyorum ama sonra sakinleşiyorum, ''boş ver anlatma bilmeyince daha güzel değil mi?'' diyip vazgeçiyorum. Her türlü ucu bana dokunan bir ızdırap zinciri dolanıyor göğsüme ve nefes almayı daha da zorlaştırıyor.
Ama yine de istemiyor değilim seni.
O kadar uzak değilim aslında, uzatsan elini ulaşabilirsin bana, sadece senden başkası ulaşamasın diye böyle görünüyorum. Bir kez dokunsan tenime de değiştirsen şu bin yıl süren kış mevsimini. Açsa yine çiçeklerim ne hoş, ne güzel olurdu. Ama onun yerine aşık olduğum sonbaharı yaşatıyorsun bana. Şikayetçi miyim? Hayır değilim. Ama gözlerine bakmayalı aylar oldu. Belki de benimkilerin ne renk olduğunu bile unuttun. Hadi gözlerin bir kez daha dokunsun gözlerime, sonrasında tüm ışıklar sönsün yer yüzünde çünkü biliyorum bir kez daha bakarsan bana senin dışındaki her şey önemini yitirecek.
...
Şiir dediğin nedir ki? İki anın aynı mısrada öpüşmesi...
Brokoli
Çarşamba, Aralık 18, 2013
Cumartesi, Aralık 07, 2013
Adam ve Kadın 19.11.2013'den kalanlar (aşık atışması 1)
Kadın:
şehrimin çıkmaz sokağı gibi
ağlayan gökyüzü gibi
darmadağın eden bir fırtına gibi
senin gibi
belki de sensizlik gibi
işte öyle bir şeye ne de çok ihtiyacım var
Adam:
kır kuş tüyü zincirlerimi
işte o kadar yakınım sana
korkarım beni ben edenin sensizlik olmasından
öyleyse şayet al beni benden, varsın olmayayım
dökülürken şarabının kırmızısı ipek geceliğinden
izin ver, bir kez, yanında olayım
Kadın:
incecik tül gibi duvarların
ardını görmesi kolay
geçmesi imkansız
dokunsam o duvarlara hissederim sıcaklığını
ama geçemem o ahlakla güçlendirilmiş
tülden duvarları
Adam:
kapanına düşülmüş bir kez
ister sev, ister kaç
haklısın
hatmetsem her tülden hücre kareni neye yarar
gözlerin nefesimi aramadıkça
Kadın:
Varlığın yokluğunla denk
Bazen boğazımda düğümleniyor
Arkamdan sinsi sinsi yaklaşıyor
İtip kakıyor beni düşürüyor
bilmem kaç kere
attın beni, en güvendiğim
dallarımı nasıl da kırdın
düştüm kanadım ama kirlenmedim
çünkü tenime değen senin elin
Adam:
özledim eskilerini, yenilerini
o arayışlarını gizlice geceye söyleyişini benim için
özledim
kader midir yoğun kederin devamlılığı bilinmez
olmasaydı dilin, duymaya değmez
çekilmezdi inan, ne kader, ne keder
Kadın:
ne bir ses ne bir seda
gece mi susturuyor her şeyi
yoksa kulaklarım sağır mı
senin tok sesinden başka her şeye
duymayan biri ne kadar anlayabilir
ne kadar anlatabilir hayatı
ne kadar yaşayabilir
yada yokluğunda ne kadar ölü olabilir
Adam:
yakında olsan keşke biraz da
kurutsan dudaklarımı sözlerinle
mecal bırakmasan insanda
yüzünden bıktırmaya çalışsan çaresizce
keşke
suretinle avunmasam gizli gecelerde
Kadın:
...
Adam:
...
İspanyol Brokolisi & İpsiz Giyotin (2013)
şehrimin çıkmaz sokağı gibi
ağlayan gökyüzü gibi
darmadağın eden bir fırtına gibi
senin gibi
belki de sensizlik gibi
işte öyle bir şeye ne de çok ihtiyacım var
Adam:
kır kuş tüyü zincirlerimi
işte o kadar yakınım sana
korkarım beni ben edenin sensizlik olmasından
öyleyse şayet al beni benden, varsın olmayayım
dökülürken şarabının kırmızısı ipek geceliğinden
izin ver, bir kez, yanında olayım
Kadın:
incecik tül gibi duvarların
ardını görmesi kolay
geçmesi imkansız
dokunsam o duvarlara hissederim sıcaklığını
ama geçemem o ahlakla güçlendirilmiş
tülden duvarları
Adam:
kapanına düşülmüş bir kez
ister sev, ister kaç
haklısın
hatmetsem her tülden hücre kareni neye yarar
gözlerin nefesimi aramadıkça
Kadın:
Varlığın yokluğunla denk
Bazen boğazımda düğümleniyor
Arkamdan sinsi sinsi yaklaşıyor
İtip kakıyor beni düşürüyor
bilmem kaç kere
attın beni, en güvendiğim
dallarımı nasıl da kırdın
düştüm kanadım ama kirlenmedim
çünkü tenime değen senin elin
Adam:
özledim eskilerini, yenilerini
o arayışlarını gizlice geceye söyleyişini benim için
özledim
kader midir yoğun kederin devamlılığı bilinmez
olmasaydı dilin, duymaya değmez
çekilmezdi inan, ne kader, ne keder
Kadın:
ne bir ses ne bir seda
gece mi susturuyor her şeyi
yoksa kulaklarım sağır mı
senin tok sesinden başka her şeye
duymayan biri ne kadar anlayabilir
ne kadar anlatabilir hayatı
ne kadar yaşayabilir
yada yokluğunda ne kadar ölü olabilir
Adam:
yakında olsan keşke biraz da
kurutsan dudaklarımı sözlerinle
mecal bırakmasan insanda
yüzünden bıktırmaya çalışsan çaresizce
keşke
suretinle avunmasam gizli gecelerde
Kadın:
...
Adam:
...
İspanyol Brokolisi & İpsiz Giyotin (2013)
Pazartesi, Aralık 02, 2013
Yabancı bir adam
farkındayım kimse olamaz
senin gibi benim gibi
biliyorum kimse değiştiremez
nefretini geçmişimi
yekpare geniş bir an
geçmiş gelecek şimdi
üvey bir aşk sarıldığım
bu yabancı kollar senin mi
soğuk ellerim
artık sevilmediğimden
gökyüzünün mavisi sensin
sen sarılmadan uyuyamam ben
gel kördüğüm olmadan
aşk yorulup gurur kazanmadan
gel sevsen de sevmesen de
razıyım ben her şeye
Aklımda sen, kalbinde başkası... *
Deniz miydi yoksa gökyüzü mü?
Seyrettiğim ufkunu, daldığım rüyalara
Bir bir itiraf ettiğim yalanlarımı
Sen miydin yoksa aynalar mı?
Bu gece hiç doğmayacak oğluma
İsimler seçtim isimlerinden
Şarkılar söyledim senin sesinden
Ve soğuk kanlılıkla gömdüm göz pınarlarıma
Tek damla göz yaşım akmadı
Aklımda sen, kalbinde başkası
Gözlerin nerede, kime ait
Ben nasılım neredeyim hiç sormadım
Seyrettiğim ufkunu, daldığım rüyalara
Bir bir itiraf ettiğim yalanlarımı
Sen miydin yoksa aynalar mı?
Bu gece hiç doğmayacak oğluma
İsimler seçtim isimlerinden
Şarkılar söyledim senin sesinden
Ve soğuk kanlılıkla gömdüm göz pınarlarıma
Tek damla göz yaşım akmadı
Aklımda sen, kalbinde başkası
Gözlerin nerede, kime ait
Ben nasılım neredeyim hiç sormadım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


